Ali Büyükçapar

Sümela

Suya batırılmış bir dilim ekmekle Dişleri arasında zamanın duasıydı umutlarım Toprağımda boynu bükük taneleri buğdayın Kolları çağa gerili ırgatlar silerken terlerini Bilemeyecekler beyaz somunu, inciri Şu ayak izi Adem’in bu da Kabil’in Düştü yıldızlar avuçlarımdan Nar ikiyi ayrıldı zemheride Sabah…

Bahar

Baygın kokusunu dağıtırken hanımeli Özüne düşen ışıktan habersiz Daracık kap iki damla gözyaşı Derken odaya dolan ceylan sesleri Rebabın namelerinden var oluş sızıları Kırıldı işte gönlümün teli Sözlerini topluyorum Belkıs’ın Gün battı kuytularında Maraş’ın Zaman bitimsiz ırmak Ağını germiş avcı…