Nurşah Karaca

Semaver

Kendinizi yalnız bir mezarın başında, yalnız bir selvi gibi hissettiğiniz anlar yok mu sizin? Hani yüksekçe bir yerden dağları, ovaları, usulca akan ırmakları görüp de köklerinizi topraktan çıkarıp el uzatamadığınız, mıh gibi çakılıp kaldığınız yerinizde? Nutkunuzun tutulduğu, basiretinizin dibe battığı,…

Ölü Kokusu

Kınalı elleriyle tutundu hayata. İnce, uzun, titrek ellerinde yol buldu hayat. Bir dağın tepe­sinde, dalları göğe durmuş yalnız bir kavak gibi salınıp durdu. Uzaktan el edip durdular ona, gelip geçerken altında dinlendiler, bazen bir yudum su verdiler. Şiirler yazan oldu…

Bana Bir Masal Anlat Anne

Bana bir masal anlat anne, içinde hiç yalan olmasın. Devler, periler, cinler uğramasın içine. Yürüdükçe uzaklaşmasın hayaller. Mutluluklar kaf dağının ardında kalmasın. Bana bir masal anlat anne, içinden kara kara katarlar geçsin, dumanı gözlerimi alsın. Beklediğim her istasyonda sen çık…

Eksik Yanım

İstanbul’u hiç bilmezdim. Adalara nasıl gidilir? Ya Üsküdar’a, Kadıköy’e, Beykoz’a? Bilmezdim hangi vapur beni bekler, hangi durak evimin yanıbaşında. Evim dediğime bakmayın siz. Başka hayatların yanına sığıştırılmış bir hayat benimkisi. Bir soluk alışverişten ibaret yalnızca. Şu pencerenin önünde yabancısı olduğum…

Kendini Güz Sanan Kadın

Gözümün ucunda bir sonbahar yaprağı, aklaşmış saçlarımda duydum o hışırtıyı. Bir çiçek, bir kelebek, bir de çiğ damlası duydu benimle beraber. Hayat dediğin avuçlarının arasına konmuş bir asma yaprağı, üfleyince gidiveren. Dalından kopup kuru toprağın üzerine usulca düşmeye yazgılı… Her…

Top Of The List Ölüm

Ölüm mü değdi bana? Şöyle usulca dokundu. Hiç ölmeyeceğimi sandığım şu dünyadan bu kadar çabuk mu ayrılacaktım? Bu kadar çabuk mu defterim kapatılıp âlem-i ervah listesine adım yazılacaktı? Öldüm işte! Bir avuç suyla yudular, kefenlediler, gömdüler. Dünya, arkasını dönüp gitti.…

Acıyı Kanıksamak

-İmdaat! -İmdat yardım edin! Yüzme bilmiyorum… -Köyüne dön aptal! -Sana hoşçakal bebek! -Doğduğun yere git Afrikalı! Daha fazla dayanamazdım. Televizyonu kapattım. “22 yaşındaki Gambiyalı Pateh Sabally Venedik’teki Büyük Kanal’a düştü. Yüzme bilmeyen genç suda çırpınırken cep telefonlarıyla kaydederek alaycı sözler savuran Avrupalılar utanç…

Altın

Yine uyuyamadım. Az sonra kapım tokmaklanacak biliyorum. Ak bir koyun kapımı çalıp beni gecenin karanlığına çağıracak. Karanlık her şeyi örter. Karanlık geceyi gizler. Bütün hakikatler siyah bir perdenin ardında öylece asılı kalır boşlukta. Issız bir çığlık duyulur gecenin ortasında. Yıldızlar…

Ma’asselame

Onu ilk gördüğümde yalpalayarak çaresizce sağa sola giden kolları ve ayakları değil, o masum, melek gibi yüzü dikkatimi çekmişti. Komşular, “Kim biliyor musun o çocuk?”  diye sorduklarında “Yok” demiştim. “Çıkartamadım.” “Hani Cezayirli Melika var ya  onun Londra’da okuyan oğlu işte.” …

Daha On Dört Yaşındayken

Ben ki daha on dört yaşındayım. Delikanlı çağındayım. Bıyıklarım yeni terlemiş, alnıma düşen perçemin altından bir çiğ tanesi gibi usulcacık patlayıvermiş sivilceler. Ellerim yüreğim kadar büyümüş, sığmaz olmaz olmuş bir yerlere, ha bire çarpar olmuşum sağa sola, anam “A benim…

Bir Akşam Vakti

Gün akşama dönmüş, ömrüm ikindiye. Yıldızlar dökülmüş bir bir semaya, saçlarıma duman çökmüş. Her şey, evet her şey olması gerektiği yerde, işte eskimiş, sıvası yer yer dökülmüş duvar- larıyla bu ev, yıllardan beri yeri değiştirilememiş eşyalarıyla gün sayıyor. Kapaklan kırılmış…

İsmet Abim

Gökyüzü yine hüzün gömleğini geçiriverdi üzerine. Tezgâhlarımızın üzerinde bir tutam yalnızlık. Rızkımız bildiğimiz kasalarımızı ‘Bismillah’ deyip toplamaya koyulduk, nasırlı ellerimizde günün yorgunluğu. Kazandığımız ‘Allah bereket versin’ cinsinden. Dünya dediğin boş bir mideyi doldurmaktan öte gitmiyor. İşte bizimki de o hesap.…

Çöl Fobisi

Çöllerden geliyorum susuz ve yorgun. Yakan, yıkan, kasıp kavuran… Ellerimde avuç dolusu hikâye. Maksadım, aklı başında hikâyeler anlatmak değil aklı başında insanlara. Deli Dumrul olmak niyetim. Geçenden yirmi, geçmeyenden kırk akçe almak, sislerle örülmüş bir köprünün üzerinde. Köprünün altında ne…

Arakan’da Müslüman Olmak

İçimdeki her şey yıkıldı. Oturduğum ev yıkıldı. Hayat, çivileri paslanmış, çürümüş ahşap bir ev gibi çatırdayarak düşüyor üstüme. Kalk gidelim buralardan! Sanki, ölüm ardımızdan gelmeyecek gibi. Olsun, belki bir nefeslik ömrümüz daha olur ya! İşte, ondan gidelim! Umudu bir çıra…

Anamın Ekmek Kokan Elleri

Püfür püfür İstanbul kokan bir sabah aldım haberini. Martılar çığırtkan telaşlarla başımın üzerinde uçuşurken, hayatın beyhude koşuşturmasında kim olduğumu, ne olduğumu unutmuşken ve tutunacak bir dal ararken yolunu kaybetmiş kuşlar misali, senin haberini aldım. Deniz, rüzgarı koluna takmış, şarkı söylüyordu.…

İtinayla Kız Kaçırılır

Akşam oldu. Dünya soldu. Kızıla çalan gökyüzünden elimde tek kalan; başımdaki aklar, Radyoda uşşak makamında bir şarkı, “akşam oldu hüzünlendim ben yine/ hasret kaldım gözlerinin rengine.” Sobamın üstünde kaynamaktan acımış çay, İnce bir buhar sızıyor teneke çaydanlıktan. Dizlerimin üstünde, ancak…