A.Vahap Akbaş

İncisi İçinde Bir Midye Gibi

Akif inan’ın, eskilerin deyişiyle, mehabetli bir duruşu vardı. Bu duruş, yazı ve şiirlerin­de de kendini hissettirirdi. Hicret’i okurken ondan etkilenmiş, hakkında bir şeyler yaz­mak istemiştim. Masa başında çektiğim sı­kıntıyı unutamıyorum. Saatlerce uğraşma­ma rağmen içime sinecek bir şeyler yazama­mıştım. Seksenli yılların…

Güzel Irmak

Irmak Şiirleri -1- İnce ırmağım can suyum Geldin Bu yorgun adamın gözlerine fer Solgun yüzüne renk getirdin. Varlığını duyumsadı damarlarımdaki kan. Bakışlarındaki duru sevinç Nisan yağmurları gibi çiseledi yüreğime. İçimde bir şehrayin bir şehrayin, sorma İnce ırmağım can suyum. Füsunkâr…

Şair ve Irmak

Irmak Şiirleri -2- Sen büyüyüp de Şiir okumaya başladığında, Biraz daha büyüyüp Şiirin kabuğunu kırmayı Özsuyunu içmeyi öğrendiğinde, Bu dizelerin sahibi Kim bilir hangi menzilde Nasıl bir rüyanın içinde olacak Daha büyüyüp Aynalara bakmayı sevdiğinde, Sırlı camdaki tebessümünden Bu dizelerin…

Devrinin Efendisi Bir Aydın

Mustafa Miyasoğlu, edebiyat dünyasına yetmişli yılların başında adım atar. ilk iki şiir kitabı, Rüya Çağrısı (1973) ve Devran (1978); ilk romanı Kaybolmuş Günler (1975), ilk deneme kitabı Edebiyat Geleneği (1975) ve ilk hikâye kitabı Geçmiş Zaman Aynası (1976) yetmişli yıllarda…

Uzaklara Bilet

Gideyim terasta oturmuş gibi Derin türküler dinleyerek Ve çekerek ciğerlerime Efkâr artıklarını şoförlerin Dağların uzak güzelliğini İğde kavak ve kızılçamları göreyim Bir sağımdan bir solumdan aksın Deli derviş incecik dereler Güneş nasıl örter bir ovayı ışıkla Nasıl boyar suları kayaları…

Trenler miydi Onlar?

Trenler miydi onlar / kara yılanlar gibi Geçerlerdi çocukluğumuzun varoşlarından Dumanlarını ve türkülerini savurarak Firari arap atları mıydı yoksa Masal dağından doğup hakikat çölüne süzülen Trenler miydi onlar / gelirken öyle güzel Kavuşmalar ve sevinçler üfl erlerdi Ama giderken öleyazardı…

Şehri Bekleyen Dağ

Gece girdim şehre: paltosuz, yalnız / şubattı Kar yağıyordu özlem ve hüzün yağıyordu Omzumda delikanlılığım sol yanım hicran Utanıyordum ağlamaktan üşümekten korkmaktan Hamal o türküyü söylemese donacaktım Yakmasa o ateşi içimde ölecektim kesin Gece girdim şehre: içim uçurum / şubattı…

Linz’de, Salzburg’da Mehmet Akif’i Anmak

Tarihe uçmak Telefondaki genç, selamdan sonra “Ben Ahmet Yılmaz” diye tanıttı kendini. Kısa adı MÜSAB olan Müslüman Üniversiteliler ve Akademisyenler Birliğinin Avusturya-Linz bölgesi başkanıymış. Linz’de ve Salzburg’da Mehmet Akif’i anmak istiyorlardı. Acaba buralarda Akif konulu birer konferans verebilir miydim? Bu…

Necip Fazıl’ın Özlediği Nesil

İkinci Meşrutiyet’e kadar bizde, bir ideoloji çerçevesi içinde şekillendirilmeye çalışılan genç modeline pek rastlanmaz. İslâmî esasların hâkim olduğu bir toplumda buna ihtiyaç duyulmadığı söylenebilir. Herkes için ideal ölçü, İslâm’ın belirlediği sınırlar içinde yaşamaktır. Bunun için gençliğe gösterilen hedef ve verilen…

Hayata, Aşka, Savaşa Dair

Hiç bu kadar sahici olmamıştın Meltem bakışın Tam da okşarken kalbimi Pür telaş bir tramvay geçti aramızdan Yarin gülleriydi ağzında kelimeler İvecen, sıcak, pak Ne iyiydin, hayata döndürüyordun Derin unutulmuşlukları Yeryüzüne çıkarıyordun ki beni Yeni bir işgal haberi geçti ajanslar…

Semazen / Kitap

Semazen Karanlıkta Hikmetler tuttu yoluma Başında ney sedaları dolaşan Ateş yürekli naathan Bahçelerde Ferahnak rüzgârlar esiyor Tennureler dönüyor Büyük bir anafora çekerek beni Post dönüyor meydan dönüyor Dönmeyen biri var: Semazen Sır olmuş / dönerken Kitap Ey doğurgan güzel anne…

Sürgün

“Haydi baba, otobüsü kaçıracağız…” Kaçıncı kezdir söylüyordu bunu Şeyma. Vehbi Baba, elindeki sedef işlemeli sülüs levhaya bakıp duruyor. Götürse mi, bıraksa mı? Bir türlü karar veremiyor. Sonunda levhayı duvardaki yerine asıyor. Ben önce, yüzünde bulutlar dolaşan Vehbi Baba’ya bakıyorum; sonra,…