I.
Şehirler yıkılabilir,
Yakılabilir kuş cesetleri…
Savrulmuş külleri nehirler taşırken günün sinesine,
Bir kez ölenler için,
bin dirilme vaadedilebilir.
Yakılabilir kitaplar, anıtlaşınca öfkesi halkın
Sıyrılabilir geceden
Ölümü eczâ niyetiyle yaralarına saranlar!
II.
Söğüt ağacının gölgesinde,
Pastel bir ölümdür tarih!
Kuru üzümlerden alınan tat, yaramın tütünü,
Küfürlü bir imleci tutuşturan vurgudan
Daha bir yaşlı geçer,
Ölümün mihrabına.
Gün yüzüne,
Doğrulmuş namlulardan damıtılmış acının
Nektarıdır şehadet,
Dağılırken ağzında boğuk barut kokuları.
III.
Akrebin geçesidir yelkovan,
Tırmandıkça ayakuçlarından, öldüğünün kantonuna.
Göğe çekilmiş bir halk ayaklanmasıyla açar,
Direnmek için yeniden yaratılmış,
Bir yığın krizantem.
Ve sesidir artık ülkemin;
Ölümü, ısırgan niyetine koynunda taşıyanlar.