gel ölüm giren evde yalnız kalan ayna gibi
bir ses yolcusu tükenmiş tren garları
vurulmuş çocukların çığlıkları dudaklarında
gülüşlerin göğsünde terleyen bir hüzün
mağaralardan sulara sarkan gece
dağları ısıtan çoban ateşleri
ilk defa ayet okuyan çocuk gibi
düşlerine melekler üşüşen bir bebek
gözleri yağmurları öpen bir anne
bedir kuyularına iner gibi
uhud’da sevgili’ye siper gibi
hendek’te bağrına taş basar gibi
gel güzel ölüm getir kalbimize
çiçekler üstünde ölür çün
kelebekler