Varımız hâk idelim/ Yakalar çâk idelim
Aziz Mahmud Hüdâyî Hz.
Kar dağları vardır kuytu kentlerin
Şiir tutunca heceden güneş küskün bahçe
Pazularında okyanus, dereler kımıldatır
Adımlar parmak ucu buğusunda gecenin
Pirince düşen taştan sızınca günce kırık,
Halvet vadisine iniyor tüm inleyişin
Kurunmuş buyruğuna sarınık uyuyor
Şeyhi dergâhın postunda cim ile sin
Sarkar çatılardan ölüm eski bir dolunay
Heybesinden ışıldayınca hurûfî bir göçerin
Issıza aralanmış kapısında üleşirken yerini
Biçildi bin arşın yakasız gömleğin
Ellerin toplu iğne batar şeytanın göğüne
Uyanır belki huysuz/ kapı yıkığı esinti
Terziler eski bir yarada oynaşırken dilsiz,
Onarır kötülük kalbinde rayon bir pelerin.
Uç uç böceği tutkusu döğünürken sükûtu
Hayfa varır düşlemi yorgun bir dervişin
Ölüm bir kül grisi, sağırırken nefesin.
Dâra gerildi –heyhat- göğümü süren güvercin