On bir ayın sultanı olarak vasıflandırdığımız Ramazan ayının, kültür ve edebiyatımızda çok özel ve çok ayrı bir yeri vardır.
Ramazan ayı, gecesi ve gündüzüyle, hayatımıza renkli ve tatlı değişiklikler meydana getirir. Sözlü ve yazılı edebiyatımız ile gündelik hayatımızda farklı bir iklim oluşturan Ramazan, ibâdeti estetik ve eğlenceye dönüştüren bir aydır.
Deyimlerimizden günlük konuşmalarımıza, şiirimizden mûsikîmize kadar kültürümüzün hemen her alanında Ramazan ayı ve oruçla ilgili unsurlarla karşılaşırız. Ramazan münâsebetiyle toplum hayatındaki değişmeler oldukça renkli ve bir o kadar da çeşitlidir.
Bu renklilik ve çeşitlilikle birlikte bu geleneği yaşatan ruh, klâsik şiirimizden tekke şiirine, mâni, türkü gibi anonim ürünlerden çağdaş edebiyatımıza uzanan kapsamlı ve geniş bir Ramazan Edebiyatının doğmasına sebep olmuştur.
Divan edebiyatı şairlerinin Ramazan ayının gelişini tebrik için yazdıkları şiirlere ramazâniye adı verilmektedir. Bu şiirlerde Ramazan ayının özellikleri ve faziletleri üzerinde durulurken, konu ile ilgili ayet ve hadislerin anlamlarına yer verilir. Ramazâniye denilince, bu mübârek ay münâsebetiyle şairlerin, dönemin Padişah, vezîr ve diğer ileri gelenlerine takdim ettikleri kasideler ilk akla gelendir. Kasidelerin nesîb bölümlerinde Ramazan’ın gelişi, faziletleri, oruçlu insanların davranışları, camilerin kandillerle, mahyalarla süslenişi, iftar ve sahur sofraları, edebî husûsiyet arz edecek mâhiyette anlatılır. Övülen kişinin üstünlük ve meziyetleri, özeli ileri Ramazanla ilgisi kurularak anlatılır. Bu tür kasidelerin Duâ bölümlerinde Ramazan, Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramıyla ilgili çeşitli kavramların çağrışımlarından faydalanılır.
Eski edebiyatın hakim olduğu Osmanlı toplumunda oruç, şairin dilinde kimi zaman bir güzele, kimi zaman da bir zâbıta memûruna ve gece bekçisine benzetilir.
Bilindiği gibi, Ramazan ayı, hilâlin görünmesiyle başlar. Eskiden Şaban ayının son günlerinde Kadı tarafından görevlendirilen kişiler, özellikle yerleşim birimlerinde yüksek yerlerden hilâli gözetler, hilâli görünce de Kadıya haber verir. Kadı da hilâlin görüldüğünü, dolayısıyla Ramazan’ın başlayacağını halka ilan ederdi. Bunun için de toplar atılır, kandiller ve mahyalar yakılırdı. Hava şartlarından dolayı hilâlin görülmediği zamanlarda Şaban ayı 30 gün olarak hesap edilmesi gerektiğinden, otuzuncu güne şüpheli gün anlamına (yevm-i şek) denilir. Bu şüpheli günde tiryakilerin, sadece oruç tutan Ramazan sofularının ve diğer insanların tutum ve davranışları Divan şairlerinin vazgeçemedikleri bir alay unsuru olarak Ramazâniyelere yansımıştır. Divan şairlerinden Kâmî bir beytinde
Yevm-i şek deyü boğaz çengin ederken yârân
Zahir oldu ‘alem-i nusret-i şehr-i Ramazân
“Yevm-i şektir diyerek yemeğe yumulmaktayken kafadarlar, Ramazan ayının zafer sancağı birden ortaya çıktı” ifadelerini kullanır.
Divan şiirinde daha çok günlük hayatın bir parçası, sosyal bir etkinlik, veya başka düşüncenin dînî literatürdeki yansıması olarak ele alınan Ramazan, tekke-tasavvuf erbâbının şiirlerinde, nüanslarıyla da olsa kendi havasını hissettirir. Tekke-tarîkat mensuplarının özellikle Ramazan ayının güzelliklerini, hikmetlerini dile getirdikleri İlâhîler ve bu ay vesilesiyle halk şairlerinin söylemiş oldukları şiirler, aynı geleneğin farklı ton ve üslûplarda uzantısı sayılabilir.
Celvetî tarikatının kurucularından XVI. yüzyılda yaşayan Üftâde (ö. 1580)’nin Ramazan ayını karşılamak için, hece ölçüsüyle söylediği şiir, bu türün en güzel örneklerindendir.
Âşıklara edin salâ
Oruç ayı geldi yine
Rahmet denizi cûş edip
Âlemlere doldu yine
Niyâzî Mısrî (ö. 1694) bir şiirinde Ramazan ayının sona ermesinden dolayı hüznünü şu şekilde ifâde eder:
Yine firkat nârına yandı cihân
Hasretâ gitti mübârek Ramazân
Nuruyla bulmuşdu âlem yine cân
Firkatâ gitti mübârek Ramazân
Divan edebiyatı dışında, Halk edebiyatında da özellikle türkü, mânî ve bilmecelerde Ramazanla ilgili ifadelere rastlanmaktadır. Ramazan davulcularının halk diliyle söyledikleri mâniler, dînî hoşgörünün sınırları çerçevesinde zengin bir birikimi ve halk kültürünü yansıtır. Bu mânilerden birinde,
Ramazanın ibtidâsı
Kuruldu cennet binâsı
Bu ayda oruç tutanın
Kabûl olur her duâsı
ifadelerine yer verilir. Ramazan mânilerinden, iki örnek daha verelim:
Geldi mâh-ı Ramazânım
Şâd oldu sevindi cânım
Ramazân-ı şerifiniz
Mübârek olsun sultânım
Akşam ezânı dinlemek
Sahur vakti yemek yemek
Ramazâna mahsûs şeydir
Gece davulcu söylemek
Evveli rahmet, ortası bereket ve sonu günahlardan kurtuluşa vesile olan bu mübarek ayla ilgili meydana getirilen Ramazan edebiyatı yeni eserlerini beklemektedir.