İnsan, varlık kategorisi içinde sahip olduğu nitelikler itibariyle en seçkin konumdadır. Bu seçkinliği yüzündendir ki bütün dinlerin ve düşünsel sistemlerin temel amaçlarından biri insanı mutlu etmektir. Yaratılışı gereği toplumsal bir varlık olan insan, kendisine, hemcinslerine, doğaya, canlı varlıklara ve yaratıcısına karşı sorumlulukları olan bir varlıktır. Sözlüklerde insanın “beşer, insan topluluğu, birlikte yaşam” anlamına gelen “ins” kelimesinden türediğini görmekteyiz. İnsan, hemcinsleriyle uyum halinde yaşayabilen varlık demektir. İnsanın toplumsal yönü ona bir takım sorumluluklar yüklemektedir. Sosyal varlık olması onun diğer insanlarla sürekli etkileşim içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu etkileşimde doğal olarak zaman zaman olumlu-olumsuz davranışlar sergilenebilmektedir.

Dinler ve ahlak öğretileri bu davranışları bir sistematiğe bağlayarak disipline etmek için vardır.  Ahlak da bu davranışları konu edinen bir ilimdir. İnsanlara sosyal ilişkilerin niteliği ve devamlılığı konusunda bazı kural ve erdemlerden bahsederek, insani ilişkilerin sağlıklı bir şekilde ve mutedil bir zeminde tatbikini sağlamak ister. Bu bağlamda filozofların büyük çoğunluğunun görüşleri arasında bireye ve topluma yönelik ahlak içerikli nasihat ve tavsiyelerin yer aldığını görmekteyiz. Sokrates, Platon, Aristoteles, Kindi, Farabi, Ebu Bekir Zekeriya Razi gibi filozoflar bunlardan bazılarıdır. Bu düşünürler içerisinde Ebu Bekir Zekeriya Razi tabiat felsefesinin kurucusu ve en önemli temsilcisi olarak kabul edilmektedir. Ahlak felsefesi alanında ilk kapsamlı eserin sahibidir. Razi’nin ahlak felsefesi ile ilgili önemli görüşlerinin olduğunu söyleyebiliriz.

Filozof ahlak felsefesi ile ilgili görüşlerini dini öğretilerden ziyade akla dayandırmaktadır. Düşünüre göre insanın mutluluğu, hazların kontrolünden geçmektedir. Ahlak felsefesinin gayesini insanı mutlu etmek olarak belirleyen filozof, aklı esas alarak nefsinin arzularını kontrol edebilen kimsenin mutluluğu yakalayabileceğini söylemektedir. Raziye göre insan yaşamı, bütün kötülüklerin kaynağı ve insanın fıtratında mevcut olan heva ile ruhun en önemli kuvvetleri arasında yer alan ve insanı diğer varlıklardan üstün kılan, nefsin arzularını bastıracak yegâne güç olan akıl arasındaki mücadeleden ibarettir. Kötülüklerin kaynağı olan hevayı kontrol etmek mümkün müdür? Bunun için yapılması gereken şeyler nelerdir? sorularına da cevap vermiştir filozof. Razi insanın hevası ile mücadelesinde çözüm yolu olarak itidal ve denge üzere yaşamayı tavsiye etmektedir. İfrat ve tefriti mutluluğun önünde engel olarak gören filozof,  bu hallerden uzak durulması gerektiğini dile getirerek akıl ve adalet ışığında orta yol çağrısı yapmaktadır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi fikri sistemlerin temel amaçları arasında ilk sırada insanın mutluluğu gelmektedir. Bu yüzden olsa gerek filozof da mutluluk ahlakı üzerinde önemli düşünceler paylaşmıştır. Razi, gerçek mutluluğun dünya hayatında gerçekleşeceği kanaatini taşımasa da mutluluğun nasıl elde edileceği konusunda yorumlar yapmıştır. Öncelikle insanın, gerçek mutluluğun ancak ahiret hayatında elde edilebileceğini bilmesi ve bunu amaç edinmesi gerekmektedir. Dünya hayatı bize buradaki şartlar ölçüsünde mutluluk verebilir. Bu yüzden geçici dünyevi mutluluk için insanın şu ahlaki rezaletlerden uzak durması gerekmektedir. Bu rezaletler, oburluk, kibir, aşk, yalan, öfke, hiddet, haset, cimrilik, aşırı kaygı, içki bağımlılığı, dünyevi makam ve mevki hırsı, üzüntü, ölüm korkusu gibi duygu, düşünce, tutum ve davranışlardır. Razi’nin zikrettiği mutluluğa mani haller güncelliğini korumaktadır.

Filozof, bir taraftan mutluluğun önündeki engelleri tespit edip, insanlara bunlardan uzak durmayı önerirken diğer taraftan mutluluğa giden yolları, kendi tanımlamasıyla filozofça yaşamın şartlarını da belirlemiştir. Kendisi bireysel hayatında filozofça yaşamın şartlarına uygun hareket ettiğini ve asla onlara aykırı bir davranışta bulunmadığını söylemektedir. O, filozofça yaşam için dört temel erdemden bahsetmektedir. Bu erdemlerin genel hatlarıyla antikçağ filozoflarının ahlak anlayışlarında yer aldığını, bireysel ve toplumsal mutluluk için şart olduğunu ifade edebiliriz.

Razi’nin filozofça yaşamın ilkeleri dediği ve mutluluk için gerekli olduğunu düşündüğü dört temel şart şunlardır: Bilgi, İffetli (ölçülü) olmak, Ölüm korkusunu yenmek ve Adalet. Bu dört temel şartın hakkıyla tatbik edildiği toplumda mutluluk gerçekleşir. Filozof, Allah’ın insanlara verdiği aklın en büyük nimet olduğunu düşünmektedir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel etken olan akıl filozofa göre bilgi elde etmenin de en kesin yoludur. Ona göre akıl sayesinde insan araştırma ve inceleme yapabilir, mantıki çıkarımlarda bulunabilir.

Filozof bilgiyi, bilgi sahibi olmayı çok önemsemekle birlikte, bilginin değerini koruyabilmesi için yaşama aktarılması gerektiğini de söylemektedir. Eyleme dökülmeyen, yaşama yansıtılmayan bilgi insanda yük olarak kalır. Yaşama aktarılmayan, amacına uygun olarak kullanılmayan bilgi bir çeşit cehalete yol açmaktadır. Razi için filozofça yaşamın bir diğer kuralı da adalettir. Adalet ilkesi gereği herkes her alanda ihtiyacı olanla yetinmeli, başkasına zarar vermemek için azami ölçüde hassasiyet göstermelidir. Bu şekilde bir adalet anlayışının merhamet isminde bir meyvesi olur. Merhamet duygusu da cemiyetin birliği, kardeşliği için elzem bir haslettir.

Filozofça yaşamın bir diğer kuralı da düşünüre göre iffetli (ölçülü) olmaktır. Zıttı iffetsizlik olan bu ilke gereği insan, fıtratında var olan nefs-i gadâbiyye ve nefs-i şeheviyye konusunda ifrat ve tefritten uzak, itidal üzere bir yaşam sürmelidir. İnsanı erdemli davranmaktan alıkoyan sebeplerin başında gelen gadab ve şehvet duygularının akıl aracılığı ile kontrol edilmesi gerekmektedir. Böylelikle mutedil bir çizgide hareket edilerek altın orta yakalanmış olur. Bugün insanlığın yüzleştiği ahlaki problemlerin büyük çoğunluğunun temelinde gadab ve şehvet duygularının itidalden ve aklın kontrolünden uzak bir şekilde tezahürü vardır. Razi’nin filozofça yaşam için gerekli gördüğü son şart ise ölüm korkusunu yenmektir. Ölüm korkusunu insanların dünyevi mutluluğunun önünde en büyük engellerden biri olarak gören düşünüre göre bu korkuyu yenemeyen kişi mutluluğu elde edemez. Problemleri çözümleriyle birlikte değerlendiren filozofa göre ölüm korkusunu yenmenin yolu, insanın gideceği hayatın yaşadığı hayattan daha iyi ve güzel bir hayat olduğuna inanmasından geçer. Ölüm sonrası gideceği yerin mevcuttan daha iyi olduğuna inanan ve bunu içselleştiren kişinin ölümden korkması için bir neden yoktur. Bu inanç, insanı mutluluğunun önündeki en büyük engel olan ölüm korkusundan kurtaracaktır. Filozof, erdemli bir yaşam için adalet, bilgi, iffet, ölüm korkusundan kurtulmanın yanında merhamet, iyilik yapmak, yardımlaşma ve dayanışmanın da gerekli olduğunu söylemektedir. Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür. Razi’nin filozofça yaşamın ilkeleri şeklinde belirlediği kurallar, huzurlu ve erdemli bireysel ve toplumsal yaşam için gerekli hatta zorunludur. Filozofun mutlu yaşam için belirlediği şartlar, hemen hemen bütün dini ve felsefi öğretilerde kendine yer bulmuştur.