Niyazi Mısrî’nin
“Ey Niyâzî katremiz deryâya saldık biz bugün
Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi” mahlas beyitiyle sona eren gazeline nazîre:
fasl-ı hazândır bu âşiyân-ı dilde meskûnuz
reh-i simurgda murg-ı süleyman olan anlar bizi
lafz ile hakikate erilmez ilelebed bir deryadır bu
kîl ü kâlden âzade sâhib-i ilm-i irfân olan anlar bizi
ilm-i hendese vü fen ile fehmedilemez ehl-i hal
sırr-ı ilm-i hakda dîvâne-i pinhân olan anlar bizi
tâc u tahta riâyet pek makbûl oldu âlemde
adem-i reh-i mâverâda ehl-i vefâ olan anlar bizi
fikr-i nacizânemiz efkâr-ı umûmiyede pek garîbdir ammâ
bâde-i âb-ı hayattan serâpâ nûş iden anlar bizi
varlık gavgâsında teskîn olmaz bîtâb düşer bu gönül
şeb-i yeldâda nokta-i nazar ile dermân olan anlar bizi
düştük bir âlem-i firkate ağyâr kim yâr nerede belli değil
sermest-i meclîs-i fenâda yârân olan anlar bizi
ehl-i dünyaya aldanma kim dûn ü gün tebdîl eder
ummân-ı aşkda her daim devrân olan anlar bizi
bu bâziçeden geçmek için kuyuya düşmek gerek
ahvâl-i züleyhâ’yı gördükde yûsuf olan anlar bizi
bir sükût-ı hayal içre bu ne gamdır ey yûsuf
derd-i bahr-i cihânda hem-derd olan anlar bizi