Yusuf Şahin

Yol Hali

içimde uzayan bir yol hep gitmeler faslı bir bilinmezliktir ömrümüz bizi bekleyen serüven nerdedir kimbilir o akşam rengi sevgili bulutların ardından çıksa güneş alnımızdan öpen oysa nereye gitsem senin yurdundan geçiyorum gittiğim her yerde sen varsın sana açılıyor kapılar çoktan…

Ağrı

soğuk rüzgarları çağırıyor güz geceleri ayaklarıma doğru ince bir sızı yürüyor geçmiş zamana dair ne kaldıysa geri almış bir yığın hatıra hükmünü sürüyor sözüm yetişmiyor uzağındayım kendimin derin bir ağrı içinde kıvranır sevdiğim bir cümle daha desek kurtulur belki dünya…

İhanet Günlüğü

onbeştemmuzikibinonaltı yaz gecesi sinsi adamların geceye sızdığı yerden yurdumun üstüne çökünce bir kabus ellerini ovuşturunca sınır ötesi okyanus ötesi karanlık hücrelerde beslenmiş bir ihanet bir meraktır yayılan bir bilinmezlik sonrası tüm çıplaklığıyla zifiri bir felaket biz ülkemizi hesapsız, kitapsız sevenler…

Şiir Tetiktedir

şiir tetiktedir ansızın dökülür mısralar gece vakti yastığa gömülmüş tavana asılı gölgeler dünyasında yolda, yolculukta gök kubbe altında yıldız sayarken ya da dolunay perde perde inerken şavkı vurmuş suda yüzdürürken hayalleri sesler yankılanır, medcezir olur ufuk çizgisi zırhtan bir duvar…

Gazel

Niyazi Mısrî’nin “Ey Niyâzî katremiz deryâya saldık biz bugün Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi”   mahlas beyitiyle sona eren gazeline nazîre: fasl-ı hazândır bu âşiyân-ı dilde meskûnuz reh-i simurgda murg-ı süleyman olan anlar bizi lafz ile hakikate erilmez ilelebed…