I.
nefret edebiliyorsan kendinden,
işte bu iyi bir şeydir.
yaralayamaz çünkü seni,
bir ağacın kendine sığınabilmesi.
denizin açıklarıdır aslında;
en güvensiz limanı, gemilerin.
oysa derinlerdedir her şey, en derinlerde;
bundandır, boğulmak en büyük sanatıdır,
küçük dağların.
kış, burada daha çok
bir ısınma biçimidir.
onun için, sarıl bana;
sarmadan gövdemizi, o ulu âyet!
II.
zayıflık nedir,
ağlamak mı sabahlara kadar;
ya da en kalabalık caddelerde
yapayalnız yürümek mi,
yenik bir ordu gibi?
kim bilir,
belki de böyle düşünüyor,
yenildiğim o kuğu.
gözlerim,
çok uzun zamandır yorgunluktan bir an.
bozuk bir saatin
iki doğrusuna bile
denk gelemeyen.
ve işte,
sırf bu yüzden,
kapımı çalmadı, o esrik rüzgâr.
geçmek istiyorsan,
yol senin, sadece eğil;
çok ağladım gülerek
çünkü dünya zayıfa göre
bir han değil!
III.
artık sana bakınca ellerim kanıyor,
kolay değil çünkü bir gülü sevmek.

Bu yazıyı paylaşın