adam tutuşmuş mendilini suya koyuyordu
ki o zaman
kanla tutulmuş bir çetelesi vardı
gölgesi uzak şehirlerin
adam öldü şimdi
kim doğrultur ona tüfeğini
o vakit karın kokusundan inlerdi nehir
anılarla örülmüş bacalarımız vardı
mevsimler, mevsimler kendinden taşardı
adam ölmeden önce
bir tüfek bir kış bir şarkı
sağanak bir yağıştı onun kalbi
onun kalbi suya düşerdi
fotoğraflarımız geceyle kınından çıkar,
şehre ve şaraba karışırdı
ceplerine yalnızlık doldurduğumuz çocuklar
senin sabahların olurdu
kuzgunların bekaretini bozamadığı sabahlar
bakir sabahların
tüfekle birlikte şehre inerdi
zihnimi kurcalardı tüfek
rüzgarlarla
zihnim yani o külden kal’a…