pişmanlığı kullana kullana bir türlü bitiremiyorum, daima bir bakiyesi var.
Nuri PAKDİL
Kalubela’dan, yaratılmış tüm ruhların “evet, şahidiz” demesinden bir mühlet sonra ve amel defterlerinin insanların önlerine getirilmesinden bir müddet önceki zamanlardan bir zamanda; Allah’ın “Ey yer, suyunu yut!” ve “Ey gök, yağmurunu durdur!” emriyle sonlandırdığı tufan için emrettiği gemiyi yapan Nuh peygamber, bir ağacı kesmeden önce o ağaçtan helallik isterdi.
Bir ağacın yaratılış kutsallığına bile hürmet gösterilip onu kesmeden önce ondan helallik istenen bir hayattan, kundak bebeklerinin kalbine bile kurşun sıkılan bir zillete gelmişse artık hayat dediğin;
söylesene ey insan! Anladım diyorsun da
anladıklarından ne anladın bunca zaman?
Meleklerin Adem’e secde etmesinden bir mühlet sonra ve Allah’ın mesajını yalanlayan Dabbet-ül Arz’ın, topraktan çıkmasından bir müddet önceki zamanlardan bir zamanda;Allah’ın tüm kainatı onun hürmetine yarattığı Muhammed Peygamber, yitirdikten yıllar sonra bile eşi Hatice’yi anarken “Kendi zamanındaki kadınların en hayırlısı Meryem’di, kendi zamanındaki kadınların en hayırlısı ise Hatice’dir.” derdi.
Kainatın adına hürmetle yaratıldığı son peygamberin aynı hürmeti onu yitirdikten yıllar sonra bile kadınına gösterdiği bir aşktan, kendisine gül yüzlü çocuklarla birlikte ömrünü de veren kadınına hürmet göstermeyi erkekliğe zul sayan bir hoyratlığa gelmişse artık aşk dediğin;
söylesene ey insan! anladım diyorsun da,
anladıklarından ne anladın bunca zaman?
İblis’in ateş ve çamur bahsindeki kibriyle huzurdan kovulmasından bir mühlet sonra ve İsrafil’in Sur’a üflemesinden bir müddet önceki zamanlardan bir zamanda;Allah’ın emri ile kendi ülkesini terk edip Ba’l putuna tapanların topraklarında gördüğü eziyetlerle sınanan İlyas peygamber, henüz genç bir adam olmasına rağmen neden elinde kalın bir asa ile dolaştığını soranlara “Bu dünyada sadece bir yolcu olduğumu bir an bile olsun aklımdan çıkarmamak için.” derdi. Allah peygamberlikle şereflendirdiği halde bu dünyada sadece bir yolcu olduğunu bilen mütevazı nefslerden, modern zaman Kisra saraylarında oturan kibirli firavunlara gelmişse artık insan dediğin;
söylesene ey insan! anladım diyorsun da,
anladıklarından ne anladın bunca zaman?
İsimlerin Adem’e öğretilmesinden bir mühlet sonra ve İblis’e verilen vadenin dolmasından bir müddet önceki zamanlardan bir zamanda;Allah’ın taht verdiği, kuşları, cinleri ve rüzgarı emrine sunduğu Süleyman Peygamber, kendisine bahşedilen bu kudrete rağmen “Ey Rabbim! Hep Senin hoşnut kalacağın dürüst ve erdemli işler yapıyor olayım; ve beni, rahmetinle, dürüst ve erdemli kullarının arasına koy.” diye dua ederdi. Allah’ın taht ve kudret ile şereflendirmesine rağmen sadece dürüstlük ve erdem için dua edilen bir hidayetten, insanların daha iyi yaşamak adına hiç çekinmeden erdem ve onurlarını kurban verdikleri bir puta dönüşmüşse artık eşya dediğin;
söylesene ey insan! anladım diyorsun da,
anladıklarından ne anladın bunca zaman?
Ezel ve ebeddeki her şeyin Levh-i Mahfuz’a kaydedilmesinden bir mühlet sonra ve ateş halkı için cehennem alevinin harlandırılmasından bir müddet önceki zamanlardan bir zamanda; Allah’ın önce ikbal ve bahtiyarlık verip ardından tüm evlatlarını, malını mülkünü kaybetmekle ve ağır bir hastalıkla sınadığı Eyyüb Peygamber, en umutsuz anlarında bile “Ey Rabbim! Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” diye dua ederdi. En dermansız hastalıklar, kaybedişler ve yokluklarla sınanırken bile bir kez şikayet dile gelmeyen bir sabırdan, sadece tırnak ucuna değen bir acıda ve yoklukta bile isyana dönüşmüşse artık sabır dediğin;
söylesene ey insan! anladım diyorsun da,
anladıklarından ne anladın bunca zaman?
Söylesene ey insan!
Biliyorum, ömür uzun diyorsun da; gerçekleri anlamaya
yetecek kadar kaldı mı ki zaman?