deli miyim ne
başka açıklaması yok
seni böyle sevmemin
bıraktığım hiçbir şey bıraktığım gibi değil
değişim kol gezmiş yokluğumda
ben de değişmişim, kulağıma gelen fısıltılardan bu anladığım
yüzüme söyleyenler de var tanıdığım
ne yapabilirim
zaman tepeleyip geçiyor; beni, damdaki kediyi, enikonu her şeyi
dediler ki o kedi, değil senin bildiğin kedi
sadece bir benzeri ya da torunlarından biri
zaman ilerledikçe netleşiyor geçmiş
uzaklaştıkça yakınlaşıyor sanki şeyler
kuantumla karşılaştığımdan beri Şirâze, buna şaşırmıyorum
isimler yüz hatlarına bürünüp çıkıyorlar karşıma
“bak” diyorlar bana, ben de bakıyorum
yüzlerindeki çizgiler artmış, derinleşmiş, yer etmiş
kendi yüzüme dokunuyorum
bende de onlardan belirmiş
bakma böyle depresif ve arabesk takıldığıma
aslında ben seninle Şirâze, sürekli bir dans halindeyim
hayatın içinde koluna girdiğim de sensin
bir tek aynalarla pek yok alışverişim
bu mektuplar için de sana nazlanmalar diyelim
olsun bitsin
biri gitmek zorundaysa, yani şartsa, başka yolu yoksa
ben gideyim de sen ol kalan
sürekli gidebiliyor çünkü Şirâze’m
bir kere gitmeyi başarmış olan
ben ürkek yaşadım hep
ürkek dolaştım yollarda
ürkek baktım dağlara
ürkekti kelimelerim
ürktüm hep
biri beni fark eder diye
fark eder de gözlerime bakar diye
hani gözlerime baksa seni görür diye
seni görür de sorar diye: “kim”
ben ürkek yaşadım hep
ürkek boyadım
ürkek yazdım
ürkek çıktım evden
ürktüm hep
adımı sorarlar diye: “kimsin”
sorsalar ne mi çıkar
ben adımı unuttum Şirâze
bir seni iyi biliyorum da, acaba ben kimim
ben ürkek yaşadım hep
ürkek giydim eteklerimi
ürkek mırıldandım ninnileri
ürkek adımladım
ürktüm hep
bir fotoğrafa hapseden çıkar diye
beni ak yeleli, hırçın atın sırtından alırlar diye
ne desem az, ne desem çok
ne desem boş, ne desem yersiz ve yetersiz
anlamını yitirdi her şey Şirâze’siz