“Modernleşme bize daha çok sanat yoluyla girmiştir. İnsan, eğlence ve sanatta, psikolo­jik duvarları kaldırır. Böylece karşı tarafın her türlü mesajına açık hale gelir. Bu durum bilindiği için Batının bize aykırı görülen un­surları, sanatı kullanmıştır” demişti din psi­kolojisi dersimizde merhum Ali Murat Dar­yal Hocamız. Sanatın kulağa, göze ve gönle hitap eden kısımları vardır. Müzik, resim, heykel, mimari, roman, tiyatro, şiir bu cüm­leden örnek olarak verilebilir.

Batı dünyasında resim sanatına, bilim ve teknolojideki gelişmelere uygun olarak fo­toğraf sanatı da eklemlenmiştir. Üç boyutu yakalayabilmek için resme derinlik katılma­sı ve perspektif kurallarının uygulanması bu açıdan önemli bir durumdur. Görsellik İslam düşüncesinde öncelikli bir husus ol­mamış, sanatta hakikat reelden ziyade ideal üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Hakikat açısından söz, gözden önceliklidir. Modern dönemde resim ve fotoğraf sana­tıyla birlikte hakikat, yerini, kişinin bakış açısının gerçekliğine bırakmıştır. Bu durum tiyatroda daha belirgindir. Osmanlı son döneminde tiyatro gibi sanatlarda hakikat, görsellik üzerinden gerçeklik olarak sunulur. Görsellik ve modern sanat, böylece gerçeklik üzerinden kendini inşa sürecine girer.

Nasıl ki, Rönesans, eski Yunan’a dönüş ola­rak kendini ortaya koymuş ise modernleş­me de gerçekte Aristoteles’e dönüş şeklinde okunabilir. Akıl merkezli bu tavır, modern dönemde daha belirgin hale gelir. Buna göre vahiy temelli bir metafizik anlayış, yerini akıl merkezli ve nesnellik üzerinden hakikat arayışına bırakır. Osmanlı son döneminde Batı’ya (özellikle Paris’e) modern resim sanatını öğrenmek için giden bazı ressamların tablolarında seküler ve oryantalistik bakış belirgindir. ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosuyla meş­hur olan Osman Hamdi’nin (ö. 1910) çizdi­ği resimlere bu gözle bakılabilir. Özellikle cami mihrabında bir rahle üzerine oturmuş ve ayaklarının altında (muhtemelen) kutsal kitabın/(kitaplar) yer aldığı ‘mihrab’ isimli tablo bu açıdan dikkat çekicidir.[1] Modern ve pozitivist bakış açısının bir tezahürü olarak metafizik düşüncenin sona erişinin temsili olarak da okunabilen bu tablo, ak­lın zaferini ilan eder. Bundan böyle insa­na rehberlik edecek yegane vasıta, akıldır. Fransız İhtilali’nin (1789) simge resmi olan tablodaki kadın figürü, modern düşüncenin bir tezahürüdür.[1] İlgili resimde elinde silah ve (özgürlük) bayrağı bulunan figür, pozi- tivist düşüncenin kendini kadın üzerinden sembolize etmesinin dışavurumu olarak da görülebilir. Bu açıdan ‘mihrab’ tablosunun ‘Tanagra’ heykelinden[2] esinlenmesinden söz edilse de ‘mihrab’ ile ‘halka yol göste­ren özgürlük’çü kadın sembolleri arasındaki benzerlik tesadüfi olmasa gerektir.

Hakikat açısından söz, gözden önceliklidir. İbnü’l-Heysem’in Kitâbu’l-Menâzır’ında, iki boyutlu yapının üç boyutlu yapıya dönüş­mesini sağlayan camera-obscure bu açıdan önemli bir unsurdur. İki boyutla dile getiri­len hakikat, üç boyuta taşınarak gerçekliğe dönüştürülmüş, ve böylece resim-fotoğraf sanatında konuşan artık insan olmuştur. Başka bir ifade ile hakikat, yerini, kişinin bakışının gerçekliğine bırakmıştır. Tiyatro sanatı, resim gibi görselliğin en önemli ol­duğu sanatlardan biridir. Bu açıdan modern dönemde tiyatro ve resim, seküler kişilik in­şasında önemli rol oynamıştır. Böylece kişi, artık nesnellik üzerinden sonsuzluğu ara­maya başlamıştır.[3]

Kuran’da birkaç yerde ‘size duymanız için kulak, görmeniz için göz, ve gönül verdik’ denilir. [Mülk, 67/23]. Ayetlerde öncelik ‘duyma’ya verilmiştir. Duyma yetisi, insanı, (yarı ölüm hali olarak kabul edilen) uykuda iken bile dünyaya bağlayan yetidir. Eğitim açısından da öncelik duymaya aittir. Çünkü masal, bilmece, ninni, efsane dinleyen çocuk, duyduğu kelimeleri zihninde işleme koyar, canlandırır ve hayal gücünü geliştirir. Önce­likle görme üzerinden zihnini besleyenin ha­yali ve yaratıcı düşüncesi, duyma üzerinden zihnini işletene nisbetle daha az olur. Bu açı­dan gönlün oluşması için öncelik görselliğe değil duymaya verilmelidir. Bugünkü sosyal medya, internet ortamı, görsellik üzerinden bir anlam dünyası kurar. Bu da zihni, nesnel­lik üzerine odaklayarak seküler kişiliklerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Yapay zeka çalışmaları ile birlikte dozu gittikçe artan sanal dünya gerçekliği ise ayrı bir konudur. Öyle ki, Güney Kore’de, kızı ölmüş bir anne, hazırlanan sanal ortamda kızı ile buluşma imkanı elde etti.[4] Söz konusu durumların ar­tarak devam edeceği tahmin edilebilir. Bu da modern dönemle birlikte ‘hakikat’in yerini alan ‘gerçeklik’in, tahtını ‘sanal gerçek’liğe bırakıyor olmasına işaret eder.

Hemen bütün dünya görüşlerinin temelinde dinî, felsefî kabuller vardır. Modern düşün­cenin temelinde, nicelik ve niteliklerin ölçü­münü esas alan Kartezyen yapının belirgin etkisi vardır. Pozitivist-materyalist bilgi ve dünya görüşünün oluşumunun alt yapısı, denilebilir ki, onyedinci yüzyıllara kadar uzanır. Ahmet Cevdet Paşa, İslam medeni­yetinin Batı medeniyetinden ayrı bir mahiyet arzettiğini ve temel ilkelerinin farklı olduğu­nu ısrarla dile getirmişti. Mecelle gibi hukuk alanında yüzakı kabul edilen eserin vücut bulmasında onun bu düşüncesinin etkili ol­duğu açıktır. Demek istemem o ki, İslam’ın varlık ve bilgi görüşü bahsinde, çağdaş bul­guları da göz önünde tutarak yeni baştan okumalar yapmak, anlam küremizin haki­katlerini sanat boyutunda sunmak gibi bir sorumluluğuz vardır. Ne de olsa Allah’tan dünya ve ahirette ‘hasen/güzel’ olanı talep ederiz. [Bakara, 2/201].


[1] Bu tablo için bkz. İpek Duben, Türk Resmi ve Eleşti­risi 1880-1950, İstanbul 2007, İstanbul Bilgi Üniver­sitesi Yay., sf. 49 (Osman Hamdi, Mihrab, 1901, tuval üzerine yağlıboya. 210×108); https://tr.wikipedia. org/wiki/Mihrap_(tablo) [Erişim: 29.04.2025].

[1]       https://tr.wikipedia.org/wiki/Halka_Yol_G%C3%B 6steren_%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk [Erişim: 29.04.2025].

[2]      https://tr.wikipedia.org/wiki/Tanagra_heykelcikleri [Erişim: 29.04.2025].

[3]       Geniş bilgi için bkz. Birol Bulut, Zirvenin Işıltısı – Yeni Türk Şiirinde Dağ (1860-1908), Ankara 2009,

Berikan Yay., sf. 112-154.

[4]  Geniş bilgi için bkz. Birol Bulut, Zirvenin Işıltısı – Yeni Türk Şiirinde Dağ (1860-1908), Ankara 2009,

5 https://www.trthaber.com/haber/dunya/sanal-ger- ceklikle-olen-kizini-goren-guney-koreli- anne-459642.html [Erişim: 29.04.2025].


Bu yazıyı paylaşın