Göreceli Bir Kronoloji
1950 yılında Alan Turing Bilgisayım Makineleri ve Zekâ (Computing Mahcinery and İnteligence) isimli makalesinde makinelerin taklit yoluyla sonsuz iş yaptırılabileceğini iddia ediyordu.
1956 yılında Dortmouth Yapay Zeka Yaz Araştırma Projesi kapsamında; makinelerin dil kullanmalarının, soyutlama yapmaları ve kavram oluşturmalarının şu anda yalnızca inşalara özgü olduğu düşünülen problemleri çözmelerinin ve kendilerini geliştirmelerinin nasıl sağlanabileceğini bulmak üzere, içlerinde yapay zekânın isim babası John McCarthy’nin de bulunduğu on kişilik bir heyet toplandı. [1]
1974 yılında Robert Nozick, Anarşi, Devlet, Ütopya adlı kitabında Bireyin mükemmel simüle edilmiş bir Deneyim Makinesi ’ne bağlı ömür boyu istediği her şeyi gerçekleştirebileceği bir tasarım oluşturur.” On ülkede katılımcılara böyle bir şeyi isteyip istemedikleri sorulur. Katılımcıların %80’i “ret” cevabı verir. Deneyim Makinesi, mutsuzluğun olmadığı, hazların olduğu, her istediğinize ulaşabildiğiniz ütopik bir tasarımdı.[2]
1997- IBM’in bilgisayarı Deep Blue, Dünya Satranç Şampiyonu Garry Kasparov’un yendi.
2016- Google’ın geliştirdiği AlphaGo yazılımı, strateji oyunu Go’nun en iyi oyuncularından Lee Sedol’la oynadıkları ilk karşılaşmayı kazandı.
2022- Google şirketinin yapay zekâ projesinde çalışan Blake Lemoine; LaMDA adlı bilgisayar programının duyguları olduğunu iddia eti ve işinden kovuldu.
Endüstri 5.0: İnsanın yaratıcılığıyla robotiği ve YZ’yi birleştiren bir anlayışla üretimi esas alan yaklaşımdır. Endüstri 5.0 yaklaşımı ile günümüzde yapay zekânın insanı anlama temelinde inşa edilmesi gerektiği fikri[3] insan odaklı teknoloji tasarımlarını desteklemektedir.
Tekrarlı Bağlaçların Ötesinde
Cem Say, 50 Soruda Yapay Zekâ kitabının Yapay Zekânın Geleceği başlıklı son bölümünde veri girişi nedeniyle ortaya çıkan ön yargıların insanın doğasına aykırılığından kaynaklanan sorunlara işaret ediyor. Yapay zekânın belleğinde oluşan tipik desenlerin bireyi anlamada ve konumlandırmada geri dönülemez hatalar yapabileceğini vurguluyor.[4] Buradaki ön yargı kavramıyla bilgisayarların iş yaparken elde edebildiği her türlü bilgiyi; yaptığı işe yansıtması, ona öğretilen veriyi anlamlandırmadan, taklit ederek kullanması kastediliyor. Yapay zekânın, süper, ultra ve benzeri nitelemeler ile zekâsının artırılmaya çalışılması veya derin öğrenme gibi kavramlarla geliştirilmeye çalışması, doğal dil işleme projelerindeki iyileştirmeler, hata payını minimuma indirme ve hatasız iş gören YZ’ler üretmeye yönelik çalışmalardır. Bu durum insan zihninin yaptığı eyleme yönelik bir karakter, asabiyet oluşturabilme özelliğinin mevcut YZ’lerde yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır. Her geçen gün yaşanan gelişmelere araştırmacılara şu soruyu sordurmaktadır: YZ, tipik olanı aşıp zihinsel işlemler yapabilecek mi?
Hem… hem de…
Ya… ya da
Sadece… değil aynı zamanda…
Ne… ne de…
Listedeki tekrarlı bağlaçlara dikkat edelim. Özellikle “ne… ne de” olanına. Buradan hareketle şu cümleyi nasıl değerlendirebilir? Yapay Zekâ ne insana benzeyebilir/yaklaşabilir ne de duygulanabilir. Cümle olarak baktığımızda bunlar dilbilimin ve mantığın imkânları ölçüsündedir. Genetik, nörobilim, dilbilim, fizik, kimya, matematik, felsefe ve bunlar gibi bilimlerin doğasını birlikte ele alındığında insanın ve evrenin şifrelerinin çözülebileceğine inanılır. Gerçekten evren ve insan iki bilinmeyenden daha fazla bilinmeyene sahip matematiksel bir dizgeden mi oluşuyor?
MR’da Görünmeyen
Maddenin ötesine geçtiğimizde hislerle ve ruhla karşılaşırız. Bu yapılar varlıkları itibarıyla madde değildir. Mekanik olmaktan uzaktırlar. Mutluluk adlı kitabın yazarı D. M. Haybron’a göre; mutluluk sadece duygularımızı ve duygu durumlarımızı değil duygularımızın bilinçli olmayan yönlerini de içerir. Daha da ötesi bilinçaltı ile ilişkilidir.[5] Olabilirlikleri konuşurken birçok olguyu açıklamamız gerekir ya da belirsizliğin doğası yaşanılabilir bir yerdir. Örneğin: C. G. Jung’un kolektif bilinçdışını, gölge arketipini ne yapacağız?
Matematiksel bir denklemi olmayan
fiziki dalga boyu olmayan,
MR’da görünmeyen,
doğal dil işleme potansiyeli ile çalışmayan,
sinir ağları örüntüsü/deseni olmayan,
belirsizlik prensibi ile çalışan
sistemlerin ve disiplinlerin faaliyet alanın ötesinde karmaşık bir epistemoloji ve ontolojiye sahip olan,
bilgisi Allah katında olan bilinç dışını, bilinçaltını, gölgeyi, mizacı, âlemleri daha da ötesi ruhu ne yapacağız?
İndirgemecilik
Yapay bir bilincin olabilirliği üzerine geleneksel (ör. İdealizm), güncel (ör. J.R. Searle, biyolojik doğalcılık) birçok yaklaşım/varsayım[6] mevcuttur. Bunlardan biri de elemeci indirgemeciliktir. Elemeci İndirgemecilik gibi modern zihin yaklaşımları, sezgisel psikolojiyi/halk psikolojisini ilkel bir teori olarak görür. Halk psikolojisi, davranışı; olguların, isteklerin, beklentilerin, duyumların daha birçok şeyin sonucu olarak kabul eder. Sağduyu, hissiselim söz konusu olduğunda sadece zihin, bilinç, mantık gibi elemanlar çalışmaz. Bu bakımdan dalga boyu ve frekanslara, atom altı ve DNA zincirine kadar maddenin incelemesi yoluyla bilgi üreten bilimsel anlayış, madde olmayanları saf dışı bırakmak adına indirgemeci yaklaşımları kullanır.
İndirgemeci materyalistler, zihin-beden özdeşliği teorisine benzer olarak zihinsel durumları fiziksel bir yapıyla –beynin bütünüyle- sınırlandırma temayülündedir. [7] Bu ve benzeri monist ve düalist yaklaşımlar akla şu soruyu getirmektedir: Henüz tam olarak açıklanamayan insan beyninin yapısı, sınırları, çalışma mantığı; onunla etkileşim içinde olan bilinci açıklamak için bir özdeşlik, benzerlik, aynılık oluşturabilir mi? Bilinçli olduğunu iddia eden bir yapıyı eğitmek için –zihin eğitimi için- Turing’in iddia ettiği gibi sadece algoritmik problemleri çözmek yeterli midir? Belirsizlik, disiplinler arası yaklaşımların çabasını artırmaya devam edecektir.
Dar Hükümlülük
YZ’nin en iyi yaptığı şey nedir? Chat GPT gibi soruları cevaplamak mı, insansız araçlar mı, iş gücü mü? İki yapının özdeşleştiği, benzerliği üzerine aşırı kafa yorduğumuzda saçmalığa varan çıkarımlar yapılabiliriz. Gelişimine yönelik ortaya atılan öngörülerin korkutucu noktası; derin öğrenen, dil kullanan zekâ sisteminin bir zaman sonra insan sözünü dinlemeyip kendi başına karar alma ve hareket etme ihtimalidir. Buna göre YZ; bir asistan, bir hizmetçi olmaktan çıkıp zekâsının gücüne, yüksekliğine göre hareket eden bir iktidara dönüşecektir.
İnsanın yapmasıyla olan YZ’nin, İnsan potansiyeli üzerinde “dahi, zeki” bir sistem olup olmadığı 19 yüzyılda başlayan Dünya Dışı Zekâ arayışı çalışmalarımda dile getiriliyordu. Kaldı ki biz burada YZ’nin hangi aşamaya geleceğine kafa yorarken ya da endişe duyarken evrenin herhangi bir yerinde daha gelişmiş bir zekâ varsa YZ’nin taburcu pabucu dama mı atılacak? Egzotik olan bilim kurgu için her zaman caziptir. Böyle yapıların korkulan yönü sınırlandırılabilir ve kontrol edilebilir olmamalarıdır. (kontrol problem.). İnsan kendi icat ettiği, geliştirdiği bir makineye kendini tehlikeye sokacak bir hükümdarlık neden vermek istesin?
İnsan yaptığı bu makineyi nasıl kullanacak ya da iktidarı ele alan makine elde ettiği gücü nasıl, neye, ne yönde, hangi niyetle kullanacaktır. Bu sistem insan eliyle veya kendi zekâsıyla; dürüst, ahlaklı, adil, barışçıl bir karaktere dönüşebilecek mi? İnsanı aşan bir zekâya sahip olan sistem uzlaşmacı davranabilecek mi? Taklit yoluyla ilerliyorsa hayır. Gücün dünyasını, insanın acımasız şekilde tahakküm etme karakterini kullanırsa bu mümkün görünmüyor. Eşitsizlik ve insan hakları ihlalleri bunun kanıtıdır. Oxfordlu Felsefe Profesörü Nick Bostrom, Süper Zekâ[8] adlı kitabında şu düşünceleri paylaşır: Neden kendi iradesi olan bir süper zekâ yaratalım? Bu düşünce çizgisine göre aracı paradigma temelden yanlış yönlendirilmiştir. İnançları ve arzuları olan ve yapay bir insan gibi davranan bir yapay zekâ yaratmak yerine, sadece ne programlanmışsa onu yapan düzenli bir yazalım yaratmayı amaçlamamız gerekir.
Sezgisel açıdan sıradan yazılımı güvenli kılan şey yeterliliğinin sınırlı olması değil, aynı zamanda hırsının olmamasıdır. Excel’de bir yolunu bulsa dünyayı ele geçirmeyi gizliden gizliye isteyen bir altprogram yoktur. (…) İnançları ve değerleri arasında net bir ayrım olacak şekilde yaratılmış olan iyi tasarlanmış bir sistem, bizim doğabilecek sonuçlara dair bir kestirimde bulunmamıza imkân sağlar. Sistemin hangi inançları edineceğini ya da kendisini hangi durumlarda bulacağını tam olarak öngöremesek bile, nihai değerlerini ve dolayısıyla gelecekteki eylemlerini seçme ve potansiyel bir planı değerlendirmede kullanacağı kıstasları teftiş edebileceğimiz bilinen bir yer olacaktır. [9] Bostrom; Üç aşamalı bir sınıflandırma yapar ve tehlikeyi son aşama olan ucu açık özel bir işleyiş için tasarlanmış, hedef güdümlü bir davranışı sergilemek üzere tasarlanmamış bir sistem disipliniyle çalışan hükümdar temsilinde dile getirir. Hükümdar, soru cevaplamanın veya kendine verilen komutun çok ötesinde özerk hareket etme kabiliyetine sahiptir.
Yapay Zekâ ve İslâm
YZ ile ilgili araştırmalar ve tartışmalar; teknoloji, eğitim, sağlık, hukuk, etik, din gibi birçok alanda devam etmektedir. Mehmet Bulgen’in editörlüğünde hazırlanan Yapay Zekâ ve İslâm[10] isimli kitapta yer alan:
Kutsal ve Dijital: Yapay Zekâ ve Din Arasındaki İlişki (Kızılgeçit, Çinici),
Derin Öğrenme ve Büyük Dil Modellerinin Dini ve Felsefi Etkileri (Özçelik),
İyilik ve Kötülüğün Ontolojisi Bağlamında Yapay Zekâda Ahlak Sorunsalı (Can),
Yapay Zekâlı Robotlar Bir Gün Özgür İrade Sahibi Olup Tanrıya İnanabilirler mi? (Çevik),
Etik Türleri ve İslam Ahlakı Bağlamında Teknoloji ve Yapay Zekâyı Kuşanmak (Dağ),
Yapay Zekâ Projesinin Felsefi Arka Planı (Çitil)
Yapay Zekânın İnsani Değerler ve İnanç Üzerindeki Etkisi (Öztemel),
Yapay Zekâ ve İslam Düşüncesi: İki Farklı Meydan Okuma (Malik) gibi çeşitli makaleler YZ ve din ilişkisine yönelik farklı bakış açıları sunmaktadır. Yapay zekâ, insanlık durumlarına etkisi, yayılım alanı, bilimin ilerlemeye meyilli doğası, komplo teorileri, mitler, efsaneler ve gerçekler üzerinden tartışılmaya devam edecektir.
[1] Doğan, M. (2020). Yapay Zeka ve Bilinç Problemi, Çizgi Kitabevi, 2020.
[2] Nozick, R. (1974). Anarşi, Devlet, Ütopya, çev. Alişan Oktay, 2015, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
[3] Küçükcan, B., Yıldırım B. F. (2023). İnsan Odaklı Yapay Zeka: İnsan Bilgisayar Etkileşimi ve Yapay Zekanın Kesişimi Üzerine Bir Değerlendirme, Yapay Zeka, Disiplinler arası Yaklaşımlar, Editör: Halise Seferoğlu Henkoğlu, s.15
[4] Say, C. (2025). 50 Soruda Yapay Zekâ, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, s. 153
[5] Haybron, D. M. (2024). Mutluluk, İş Bankası Yayınları, s. 31.
[6] Monist, düalist veya güncel yaklaşımlar bu yazının hacmi dışında uzun soluklu tartışmalar gerektirir.
[7] Doğan, M. age, .s 68.
[8] Bostrom, N. (2021). Süper Zekâ, Koç Üniversitesi Yayınları, s.181.
[9] Bostrom, age, s.182-184,185.
[10] Bulgen, M. (2025). Yapay Zekâ ve İslâm, Timaş Akademi.