İntihar kaçınıyorum, seçkin bir soyağacında
Meyvesi sürçen kalbin çıtırtısı, açılmış dolguyla
ve tükürüklere boğulmuş cinnetin surları
Uyku bırakırken sahteliğin üstüne kusarcasına
Bal tutmaz olur, çiçeğe döllenen kalbim
Eskiyince var oluştan sızan bal kovanımda,
Zeytin ve inciredir Meryem’in cuması,
Uyuyup uyanınca bin yıllık mağarada.
Bileyen yüzün var, çok uzaklar kadar uzakta
Gecenin katranına hüzünle dolanmış insanımı
Tut ellerimi isyan dağınıklığında parıldayan
Çeliğin kavsinde çözülmeyi bekleyen esrarımı
Tanrım -bulutlu gökyüzünün basamakları,-
Yorgun düşler kadar ağrılı mıdır ki
Alnımdan dökülen ter damlaları
Neredesin? Ey meyvesi sürçen kalbin çıtırtısı!