Canım Annem’e
Sıra sıra uzanıyor toroslar
Alaca Yaylasında koyun sağıyor annem
Kezban Anamın yanında
Bir kara çadırda yatıp kalkıyor
Yıl 1969
Günler su gibi akıyor
Büyüyor dağlarda güneş
Al yazmalı gelin annem
Halı dokuyor ilmek ilmek
Allı morlu efl atun renkli
Yıl 1986
Ateşler içinde bir küçük çocuğum
Bir bir yıldızlar dökülüyor üstüme
Başucumda duruyor annem
Bir bahar bahçesi gibi çiçeklerle
Annem ömrümden bir sel gibi akıyor
Sürüklüyor hayallerimi
Bir iç denizin köpürmelerinde
Vuslat gününün gemileri batarken
Karaya vuruyor gözyaşlarım
Aklımın çarşısında bağırıyor tellallar
Topraktan toprağa bir sürüklenişbaşlıyor
Kırılan aynalarda paramparça bedenim
Canımdan bir can kopuyor
Yıl 2013
Kaybolmuş annelerin fotoğrafl arında
Geride söylenmemiş sözler
Ölümün ateşler satılan pazarında
Dokunsan ağlayacak işte gözlerim
Sen şimdi gittin ya güzel annem
Bu bahar papatyalar açar mı?
Sussun tüm şarkılar sussun tüm sazlar
Ben kara toprağı dinleyeceğim
Yağmur alabildiğine yağıyor
Güneşin gözlerini kamaştıran bulutlarla
Annem bir dua oluyor ellerimde
Rahmanın huzurunda boyun büküp beklerken
Ta kıyamete kadar