Feyza Bayındır

Lütfi Şen İle Söyleşi

–  Divan Şiiri ile modern şiiri kıyaslamak mümkün müdür, Divan Şiiri’ne bugünkü zaman diliminde dönüp bakıldı­ğında neler görmekteyiz? -Her şeyden önce bu ikisi yan yana gelebilir şeyler değil, Divan Şiiri’yle bugün yazılan şiiri yan yana getiremeyiz, kıyaslayamayız. İkisini yan yana…

Şehir Bilmelisin

en ücra yerinden aykırı bir gülüşle sana sesleniyorum sevdiğim şehir. gittiğim yerdedir bütün kalanlarım; yolum düştüğünden beri yokluğuna ben ne oradayım ne buradayım. burası biraz sonbahar biraz yaz ahh….ne yana baksam yüreğimi titretir keskin bir ayaz; bağışlanmamış bir kalp ağrısı…

Zaman

melodinin ucundan bir ben çektim bir zaman nefessiz kaldı nağmeler sıksan yankının tam ortasında anlattımdı bütün anlayamadıklarım içimde kurgusal bir isyan anlayıpta anlatamadıklarım ama söylemiştim, “nota anlamaz diplomasiden bilmez ayrılık,tapu işlemlerini bilmez toprak alımından,vesaireden” işte yine oldu metaına iade ettik…

Eylül Gitme

Yolların ayrılığa direndiği dönemeçlerde Gizlenmiş durur sinsi bir gurbet Boş ver aldırma söylediklerime Sen gitmeye devam et Dirayetsiz bir çift veda sözcüğü Karambolüne karışmadan kalabalığın, hadi git

Bir Rüya Gördüm

uyandığımda eskimiş takvim yaprakları ve paslı süngülerin kesikleri vardı ellerimde kollarımda uzun bir rüya gördüm, hiç bitmeyen bir bahar sarmıştı her yanı gözlerimde kavruk bir mutluluk, adresim diyar-ı masal kaf dağı anarak eskittiğim kelimeler tazeymiş çiğ düşmemiş düşlerime ölüm geri…

Eylül Solukludur Her Bahar

Gömdüm satırlara hayatın anlamını. durulmuş bir ağıt kaldı ahengini bozdukça mürekkeple hecelerin. akisleri kırıldı yansımadan kağıda tebessüme dönüştü renkli hüzünler Kalem dokundukça nihan kalmadı fark ettim ki, ben anlamı gömmedim belgeledim hezeyanımı yürüdükçe kelimeler Hayat; taze bir nisan akşamı eteklerini…

Şarkın Eteğinde

İncinir sema çocuk haykırışları sardığında sinesini. dayanamaz çatar hışımla yeri göğü inleten bir çığlık şarkın eteğinde annesi göğsünde bir münzevi baş; kerbela okunur masallarında uykularını yarım bırakır hüseyni bir yaş. yer üstüne serpilmiş yaşayan cesetler işte şurası tam şurası dirilişin…