Muhammed Korkmaz

Ruh Çiçeği  

Bak senin için çalıyor neyzenKamışın içinde Mevlana’nın nefesiKarlar altında titriyor bir kardelenBu ilahi terennüm gözlerinin eseri Duyuyor musun?Davut’un sesinden okuyorYer, gök ve taşlar sessizceKalpte şarkı söylüyor duygularRüzgârın diliyle Uzat parmaklarını dokun suyaTenini yakan ateş değilİçinden gelen bu haykırışBir alev kadar…

Gülüşünün Penceresi

karların içinde çarpan bir kardelen kokusudur umudunher mayısın on beşinde çiçek açar, bahar gelirgül damlar tenin bahçesinde sevdanı büyüttüm göğsümde besmele iledoksan dokuz kere tekrarladım adınıdilimin denizlerinde bir çölçürütmez yokluğunudağılan ömrümdür kum tanelerinde kıbleye doğruydu gülüşünün penceresidualarıma güneş doldurdumaydınlık sızar…

Ayrılık Çizgisi

ateşte yanmayan güller diktim ağustosun ortasınakayalara gizlenmiş mucizeler aradımdağlara karşı koyan bir rüzgar gibi kaldım sana ulaşmak çölün ortasında güneşi sırtlamaktıgöğsünün ortasında hicreti taşımak kadar zordu bir ceviz kabuğunun içine sıkıştımsesimin yankısında boğdum zamanıüç tarafı denizlerle çevrili yüz haritamı kararttım.yağmurdum…

Gökyüzünden Dökülen Kırıntılar

ruhumda hüzünden bir elbisetenimdeki bu dikiş izleriİdris’ten çok önce ömrüm sular yükselincegüvercinlerin gerdanında sınırölüm bir rüzgar savuran nefes nefese üzerimize yağan yağmur değilbir sofradan dökülen kırıntılartopraktan koku işler suyun sesine bir fırtınadır kopan sessizcebakmak görmenin yarısıdırgördüğüm dağları parçalayan bir gölge…

Rüzgarın Parmağı

gecenin rengi güvercinlerin ayağında ıslak gidip Cudi Dağına yaslanacağım çünkü bu tufan yalnızlığımdan kopacak bir yüzük var götürüp denizlere saklayacağım balıklar ağzıyla getirecek rüzgarın parmağına takacağım bir ceylan avlayacağım bir karga gelip takılacak peşime her kuş uğursuz değildir gagasına zeytin…

Yaşamın Özünde Ölüm

‘’ölümün getirdiği son iyilik bir daha ölümün olmamasıdır’’ Friedrich Nietzsche Ateşten başlar Tanrı’nın cezası yazgısında bir erkeğin sınanır gözleri mühürleyen her gözyaşı damlası sevgi yaşamın özü ölüler ülkesinde rüzgar esse Kafkas dağlarından nefesinden dökülür kirpiklerin bir tufan kırgını misafir rüzgarların…

Çiçeklerin Düğünü

saçlarını kesme saçların her mevsim siyahtır karanlığın gücü her telinde yontulur zamanın incelen düğümü Mayıs’ın gölgesi düşerken bir çiçek solar baharın habercisidir o çiçek solmazsa zemheriler parçalanmaz tutun ey bahar bir çiçeğin yalnızlığına ellerin bir şiir söyler sesin gökyüzünde mavi…

Özgürlük Şeceresi

Çocuktum adımı özgürlükle değiştirdim                                                      İffet Diler bağlanmak kollarımı açabilmek için Antik çağ’dan kalma demini çekiyor Ayaklarım bitkin düşmüş kendi gölgesi ile söyleşir özgürlük bir kadının gözlerine sığınmış yitik bir atlasın elleridir uzanıyor insanlığa doğru Eridanos ırmağının sularından koşmak ateşlerin…

Rüzgâra Katılan Çiçekler

eski bir tabloda gördüm ‘’ağlayan kadının’’ gözyaşlarını her yağmur damlasına sinmiş tuz kokusu bir şair nefesinde çizilen acı yıldız fallarında çıkmaz bir kibrit alevinde üşüyen talihim sağımda sevgi cennet solumda cehennem, gözlerim dünya kimse bilmez ‘’gece kuşlarının’’ rüzgara kattığı çiçekleri…

Herakleitos Deyişi

Vişnenin rengine karışmış çürük bir leke Ekşimiş geceyi bağışladım saçının her teline. Örtmek için karanlığı mor ve siyah bulutlarla Aydınlığı sürme diye çektim sabahın gözlerine… Işık düşer, yeşil bir yapraktaki çiğ tanelerine Rüzgâr su taşır, değirmenlerin kanayan yaralarına. Bu şubat…