Mustafa Küçüktepe

Beyaz Sessizlik

gök ince bir sır gibi çözülürkendalların hafızasında eski bir dua kıpırdarbeyaz bir suskunluk iner ansızınkim dokunduysa kalbime çiçek açıyor bir çiçek konuşur içimdeben kışın kırılan aynasından doğdum dersoğuğun kalbinde saklanan ateşimben o aynanın kırık parçalarındayüzümü değil bir mevsimi görürümadı bahar…

Bu Şehrin Kıyameti

duvarlarurganı olmayan darağaçlarıaynalardan sızan paslı yalnızlıkçocukların kemiklerinde uyuyan kelebeklerbinlerce isimsiz mezarsanki gökyüzü toprak altında güneş yok ay yok yıldızlar yokşehir zamanın dilini yutmuş bir mahşer bu şehirbir deprem değil,bir kıyamet yaşamış gördümkendi kendini yiyen gölgelerikanatlarını unutmuş kuşlarıcam kırıklarından sızan fısıltıları…

Güneş Eritiyor Kadınları

çorak topraklar kurumuş ağaçlarsuyu çekilmiş göllerne var ki ayaklarım sağlam tarla törpüsü köstebekler ve farelerMezopotamya’da eritiyor güneş toprağıve pamuk toplayan kadınlarıeriyor kadınlar güneşte toprağı temizlemek içinavuçlarım ter dökerbir küle batar parmaklarımyanar acır sızlargizlerim tüm kumrulardan çölümü ödünç istiyor askerlerellerinde zeytin…

O Gündü Eylüldü

“o zalimlerin üzerine taş yağdırması için gönderilen sürü sürü kuşları görmedin mi, elbette gördün…” (Fil Suresi) bilginler, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar hep birlikte haykırıyordu, “zalimler için yaşasın cehennem” duymadın mı, elbette duydun: gözlerimi açtığımda hüzünlüydü gökyüzü katran rengindeydi eylüldü ebabilleri…

Kahroldum Sessizce

rüyalarımı taşladım kızgınlığımdan kendimi hiçe saydım ağladım kudurmuş öfkem fırladı sokaklara ağaç yapraklarını yoldum apansız saldırdım duygularıma kalemlerimi kalbime sapladım sonra yıldızlar gibi yapayalnız çaresiz kaldım ağladım şiirlerimi yaktım sessizce ırmağa attım bakakaldım ardından fırladım atıldım savaşın en ön saflarına…

Tebessüme Hasret Çeken Dudaklarım

kör kuyuların sessizliği çökmüş geceye çelenkler gölgeliyor ruhumun sadeliğini ufkumun girdabına girmişim bir serinlik arıyorum eflatun vakitlerde tebessüme hasret çeken dudaklarım küskündür bu dünyaya incecik bir gülün bir feryat kurşunuyla yıkıldığını gören gözlerim küskündür bu dünyaya gün ağardığında düzdüğüm heceleri…

Dokunursa Ağlarım

Nakarat: sürgün ülkeden gelenleri eylül ağırlar gündüzleri ağartır gecenin yalnızlığını ak güvercin kanadı yollar ayağımı kanatır keklik sesleri dağları ağlatır denizin sesi yankılı günler esrarlı benizler soluk büyüyor ayrılığı yılların saldırı halini alıyor mısralar ebrular resimler seni anıyor ey hüzün…

Sürgün Zamanları

eskiyen yıldızların yalnızlığını alıp bir hemşire damarlarımdaki kanla değiştirmiş olmalı aysız geceleri soluyor rüzgar denizin eskimez arkadaşlıklarıyla yapışıyor yakama tarihin kalıntıları söyleşiyor tenhalarda gizlice kıyılar deniz kokusu gemiler yosun güller yabani ağartır gecenin yalnızlığını çünkü hüzün aşkla karıştırmış belli ki…

Kanayan Şehrin Çocuğu

şehrin en kanayan yerinde açtı gülleri yetim çocuğun kopardı akşamından yürüdü söyledi en sessiz şarkılarını taş yollarında şehrin antika köşelerinde geceledi çiçeklenmiş ağaçları kokladı annesinin yüreğini çekti içine soluklandı titredi üşüdü ağladı satmak istedi moraran hayallerini ve yürüdü ıslak düşüncelerle…

Zehirli Sesim

ruhumun çıplaklığına kandı baykuşlar ölümcül kuşlar gece aydınlığına martılar sesime aldandı zehirli sesim boğuldu fırtınalarda gemiler limana parmaklarım bahara çıkamaz oldu zehirli sesim her şeyi ve herkesi aldatmıştı

Ateş Böcekleri

ay seyirli yürüyüş yıldızlı gecelerinde meranın tazı sessizliği çakal uluyuşu gizemli gecelerinde meranın aklımı saklayıp avuçlarında toprak yolların tozuna aldırmadan hayalleri ekerdi dedelerimiz tarlalara atmacalar yorgun sığınmış kızgın dağlara ateş böcekleri yerleri aydınlatır korkarak gazabından yarasaların sessizlik çöker de geceleri…

Kurgusal Ölüm

ilkin aşktan geçtik kayıklarla boğazdanbıraktık orada yaşam denen iğreti elbiseyiinorganik bir bağımız hiç olmadı olmayacakmumyalanmış cesetler süsleyecek rüyalarıilk aşklar lahitlere gömülecek bu yazınukaz panayırında ölüm şenlikleriölümlerden ölüm beğen bu yazınşarkısıyla çoşacak yeni yetme delikanlılar ergen kızlarbiz bunu beğendik diyeceklersarışın olan…