Naz

Masal İçinde Masal – 2

“damla damla damladıgüneş şemsiyesini ay’a astıelmaların saçını kestileraynalar kırmızı kırmızı ağladı” Feri ve iki yoldaşı, çok geçmeden kasabaya varmışlar. Kasaba küçük bir tepenin ardına gizlemişmiş kendisini. Göğe yetişmekte yarışan yıllanmış ağaçlar da örtü olmuşlar evlere. Feri sağ işaret parmağıyla göstererek,…

Cezanın Bittiği Yer

27.             bütün ağrılarımı afyonla uyutuyorum             hafızam da uyuşan bedenime eşlik ediyor böylece             düşünme yeteneğimi kaybettiğimde sadece, hayat hoş bana             içimdeki şeytanın kalp atışları duruyor             ve skeptik yaklaşımlarla boğuşmuyor beynim Ayşemin…

Cezada Elif Terbiyesi

26. hayatın ne olduğunu bilemezsin sırlar âleminde gizli tutuldu onun anlamı yoksa dünya, dünya olmaktan çıkardı Şimdi ne olacaktı peki? Güvercinler haber getirmeyi bırakalı kaç hafta geçmişti sayamadı Şâh. Kızını, buldum derken kaybetmişti yine. Oturduğu yerden görebiliyordu Elbruz’un ihtişamlı yükselişini.…

Cezada Elif Döngüsü

            başladığın yere dönersin             ya da oraya döndürülürsün bir şekilde             terkettim zannettiğin yerde bulursun kendini             Yıllardır uyuyormuş da uyanmaya karar vermiş gibi zorla açtı gözlerini Ayşemin. İlk gördüğü tavandan yatağın üzerine doğru…

Cezada Elif Meşakkati

sübûtu fâni olan tagyîre fârık olamaz Şâh her gün sarayında ağırladığı on aile ile yakından ilgilenmeye, onların dertlerini bizzat onların dilinden dinlemeye başlayalı aylar olmuştu. Saray efrâdı her gün ‘bugün sondur’ diyerek uyandı sabaha. Hizmetliler, çalışanlar, yüksek mertebeliler, düşük sınıftan…

Cezada Elif Firkati

kendine yakın olduğun sürece uzak diye bir yer yok Ayşemin sürekli içine düştüğü boşluğun tekrar kendisini acımasızca çekiştirmeye başladığını hissetti. Nedenini biliyordu bu sefer bu dipsiz boşluğun kazandığı gücün. Daye bir kelimeyle kayıp gitmişti hayatından. Hiç vedâsız. Uzanıp dokunmadan. Sarılmadan. Üç…

Üç Analık Kız -16-17-18

16. Mefhûm Eflâtun cibinliğin hapisliğinde Mefhûm’un içi daralmış, ruhu sıkılmış, rahat yatak zindandan bin beter olmuş. Kaçmayı çok istemiş oradan. Değiştirmek istemiş şu başına gelen berbat musibeti. Mümkünse geri çevirmek, istemiş işte aklına ne geldiyse. Olamayacak her ne varsa dilemiş…

Her An Hesaplaşma

Gece… Aşk… Meyve… Bulut… Oksijen… Yine başladı sızı hep kanayan yara depreşti. Dünya en güzel elbiseleriyle geçip meydana, salındıkça salındı insan olmanın zorluğunu düşündüm asırlarca hayvanları İzledim sürekli,  ne kadar da konforsuz yaşıyorlardı “Hep aşağıya mı bakıyorduk? Oysa… Gözlerimizi yukarıya…

Artık Bulutlara Bakıp ” O Pamuk Şekeri Mi?” Sorusunu Soran Çocuklarla Karşılaşmıyorum. Onlar Mı Bilmiyorlar Pamuk Şekerini, Bulutları Mı Göremiyorlar?

Suları çekilmiş buradan geride kalanlara, “peşime düşün” demiş kimse deniz kadar cesur değilmiş İnsanın kendi hayatını yönlendirdiğini görebilmesi kadar güzeldir göç vaktini seyretmek. Bir cümle ya da bir kelime, akışını değiştirir kader çizgisinin. İstemek… İstemeyi vermezdi, isteseydi. “Oturup bir köşeye…

Gül ve Hançer

Gül ve Hançer, Mustafa Özçelik’in insanı katıp önüne; dünyada dolaştıran, durdurup bir köşede ay’a baktıran, çiçeklerin kokusunda/renginde başka alemlerin manzarasını sunan ve… ve… ve… aşk’ın en’ine varma umudunu usul usul besleyen şiir kitabı. Acz ve Sükût’ta, “O’nu söylemeyen dil sussun”…

Tozlu Yollardan

çalasevda ile başladı her şey, bu yüzden mi bir deli rüzgar gibi estim koridorlarda yürürken yerleri süpüren etek uçlarım mı beni ziyan etti ve her katında yankıladığım sesim mi geziyor hâlâ duvarlarınızda dik duruşun izlerini sesim mi veriyordu ele, yoksa…

Segah Makamında Dem

“Mevsimi olmayan yağmurlardan birinde, üstü kapalı mekanlarda dolaşıyorum.Çay tadında anıları yudumlarken yeşil, mor, pembe besteler dökülüyor üzerime.Segah makamında dem tutuyorum.” Yıl 1999’du. Ay yere inmiş, gecenin hükmünü dolaşıyordu bir aydınlığın üzerlerine doğru geldiğini görenler, feci çığlıklarla kuytular arandılar Hiçbir kuytunun…

Ya Kapatır Çıkarsın

günlerce yürü dilersen dilersen haftalarca hiç durmadan aylarca yürü ya da yıllarca dünyadan dışarı çıkamazsın Esef miydi içimizden gelip geçen ki esef nedir biz bilir miydik ki bilmek de neydi bir anlatıveren çıksaydı da neyi bilip neyi bilmediğimizi anlayıverseydik ki…