Şiraze

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -51

hiç vuslat demedim benvuslat demedim devus’at dedim Şirâze kül kalsın istemediğimden belki geride, kıvılcımı ateşten daha çok sevdimalevleri hep bana sıçradı, oysa başlatan ben değildim yangınlarıne kadar kaçtıysam o kadar kovalandımne kadar saklandıysam o kadar arandımyine de Şirâze gizlenebilecek tek…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -50

İstanbul’da olmak Şirâze, İstanbul olmakİstanbul’da bir yol bulmakBoğaz’a tutulmakve İstanbul’da vurulmak, sezdirmeden sabahın dördüyazacaklarım yazdıklarımın teyidi, her söz söylenmişlerin ilâvesi ve her tereddütle kelâma dökülememişler vakfede Şirâzeşafakta, tan ağarmadan, gün yüzünü göstermeden daha,zamanın en kıymetlisinde kıvılcımlanmaya çok heveslitüm yazacaklarım Şirâze,…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -49

eski binaların kokusu yayılıyor koridorlarınabiraz ağır, biraz hantaloturup bir manolya gölgesine onların görkemini izliyorum Şirâzezaman ve mekân iç içefigürler, işlemeler, gravürler garîp bir bütünlük içindeler açmayacağım penceremibinalar eskiteceğim ben her gün, içi boş defterler,her gün bir memleketkokusunu derin derin çekmek…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -48

hasta olan hayata küserhayat, küskünlerden çeker elleriniyıllar geçer, geçer yıllarsaysam anda biter gün geçtikçe kendimden vazgeçiyorumsanki bu aralar perdeler aralanıyor mu ya da sanki bu aralar perdeler şeffaflaşıyor mu ya da sanki bu aralar perdeler kaldırılıyor muben uyanıyor ve uyandırılıyor…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -60

Sayda’da maviye eğik yüzümZiri başka âlem desem de Şirâzeben âlemler içinde âlem diye seni bilirim kanatlarımı kırmıştım Ankara kalesi’nde, uçamayayım diye senden uzağabeni bir vagona hapsettiler Şirâze  /  gitmez kulağımdan trık trık sesleri açık denizlerin neye benzediğini merak ettim diye…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -58

bütün örtüleri bıraktımekle uç uca çek aramıza ben özledimyokuşları olankuyularından yosun kokusu taşanadını hep sevdiğim dağ yamaçlı, Asi akışlı, deniz kaçağı şehrimi çok eskiden miydi yatsı ertesi uyumaksabah namazına cemaatle durmakher gün bir cüz okumak rahledededemin karşısında hep susmakhep susmak…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -57

mektuplarımaynı sözleri karaladığımbir gün vazgeçerim sandığım; küçük, karmaşık, uçuşanve adını sakladığım, kırılgan naz mektuplarımdardayım Frunze’ye Tibet Yaylası’ndan indiğinde bahartaşardı ahşap korkuluklarından evlerin, taze ve diribahardı konaklayan avlularda eskiüzerimde hâlâ ninnilerin çocuk sevincio vakit andım işte ben bildiğim bütün isimleri tarih…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -56

inanacaksın önce sen her söylediğinesen kendin güveneceksin önce kendineve sen emin olacaksın ne olduğundan tümüylebenim inanmadığım senin varlığın Şirâze lâvarsa gitmek hep fikrinde sevmeyeceksinola ki sevdin diyelim, yakıp gemileri gitmeyeceksinher şeyden önce Şirâze, kendinle halleşeceksin ve her gerçeği söylemekle bütün…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -55

ne kadar seversin Şirâzeateşe atacak kadar mıateşten kurtaracak kadar mı Neva kıyılarında donan yüzlerin resmini çizeceğim sanakış vakti her yer bembeyazbeklemeyeceğim yaz gelsin yeşille şenlensin diye Kijiben seni en soğuk gecelerin en ölümcül noktasıyla tanıştıracağımhep sıcak değil günlerimiz, hep yeşil…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -54

bu bir tutku biliyorum tehlikeli, cezbedici ve önlenemez sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsindışarıda çılgın bir yağmur yıkarken tüm kirleri Şirâze, kendini bulursun yine tam karşında ve ben hangi dar zamandayım sen bilemezsin ifadelerin kıymetini yitireceğinden korkmandır susmana sebepsesine kapılıp…

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -62

dediler “zor, olma tâlib”dedim “olsun, ben zor da olsa üstesinden gelirim”dediler “kandırma yüreğini, gerçek düş ile örtüşmez, bükülür belin”dedim “ben gerçeğin tam olarak kendisiyim”cahil cesur olurmuş, kaybedeceği hiçbir şeyi olmayan da zalimzamanı dolan çekilirmiş bu dünyadan usulcausulca silinirmiş adını her…