Asırlık bir değirmen gibi döner
Kırar ellerini, bilekten kırar ta ki
Durduramasın akışını oyuklardaki kanın
Gözlerde yağın.

Yağı yaralara merhem eden,
İlaç eden umursamazlık
Kaygı ile birleşerek,
Kader ile gülüşerek,
Gece ile güreşerek doluyor boş kovanlara.
Silahı aksine tutmuş
Terse değil aksine.
Suda görünen kendi sandığı.

Tereddüt etmeyecek, şarjör dolu.
Tereddüte yer yok.
Ve lakin
Silahı yere bırakıp üzerine yatıyor.
Ve elini uzatıyor, bileklerinden kırılmış eline.
Suyun yüzündeki kendi sandığı akse.

Dünden vurulduk biz.
Birikmiştik.
Dünden vurulduk,
Bugünden olduk.
Çok acı çektik, çok telef olduk.
Ağzımızın kenarında yaralar.
Çok güldük ve ağladık çok.
Çok
Hep çok, hep fazla.
Açıkların da oğlum demişti baba,
Zaafların da pek fazla.

Herkes toplansın
Herkes,
Yüksek sesle bağırsın bu kez.
Soğuyan bir yanardağın dudakları gibi simsiyah
Ağır ve bir o kadar şiddetli
Ölçüsüz bir şiir vezni
Gibi özgürce ve ölümüne küfürler savursun.
Kendine,
Herkes önce kendine.

Kırbaçlandı etimiz
Ağır bir nöbetti
Hepimiz bir, birdik, birikmiştik.
Öfke patlamış ve solmuş levhalarda yansıyordu yüzümüz.
Eve geç kalmış olma tedirginliğiyle adımlarımız çifter.
Bir tek yürek
Kendi kendine kalmış
Ve ilk günkü gibi onun eseri olarak.

İptal edilmiş randevu
Lağvedilmiş antlaşma
Buruşturulup çöpe atılmış bir müsvedde olunca aşk
Bulutlarda o bildiğimiz şekiller olmuyor artık.
Bulutlar delik deşik.
Yerde kopan kıyamet taşınmış bulutlara.

İşte denizin yüzü
Zemin feryatlarla, harabeler, hurda yığınları.
İşte deniz.
Öfkesinden uzaklarda beklediğimiz
Gelip örtse bu kâbusu diye dualar ettiğimiz.

Bu yazıyı paylaşın