karanlığın sustuğu vakitleri topluyor dolunay dudağının aynasından
bit pazarında satılan beyaz bir gömlek ne kadar kirlidir ey kassâr
lastik ayakkabısını oyuncak kamyon yapan çocuklar şimdi nerede

çığlık yetimlerin sesinden bir rüzgardır gülüş neşelerinden bir gülistan
tren yolcuları değil şehrin kokusunu da getirir kompartımanlarında
bilirim sevenler hep cam kenarına oturmak ister sevdiğine el sallamak için

hani kalemin yazamadığı kalbin söyleyemediği iki satırlık mektup vardı
belki közler söyler diye yaktı cigarasını dumanlar seslenir diye uzun uzun
belki kara gözleriyle getirir sevdayı ürkek ceylanlara gözükmeden

ve çirkinin güzeli olmaz deme celâldeki cemâli seyret perdenin arkasından
bak su çeşmedir ırmaktır çağlayandır yağmurdur seldir dalga dalga mavi deniz
gülün boynundaki dikenleri nasıl öper âşıklar tevhid meydanında bir görseniz

anladım aşk dipsiz bir kuyu vuslat içindeki su ipi özlem kabı hayy’li yürek
ondan hûş der dem olur nakşbendiler hâcegân sofrasında halka halka
ondan semâya durur mevlevîler bir top güllesine döner bedevî dervişler

Bu yazıyı paylaşın