Başlıyoruz
Dağlara bakmaya
Aşıp taşlaşan lavlarını karlı uçların
Acının kemik gibi ağrısını aşıp
Ağrısını
Ağırlığını acıyan kemiklerin
Kapandığımız odalarda duymaya.
Bu eli sıkı, sımsıkı tut.
Açık pencereden değil kapalı odadan sesin
Dikkatli ve kaçırmadan hiçbir ayrıntıyı
Bu eli sıkı, sımsıkı tut
Uzağa değmeden, yakına gelmeden, eğmeden gözlerini
Yaslandığın pencereden değil
Karşılandığın kapıdan gel beri.
Sabah uzar
Çoktan uzaklaşan yıllara yol alır.
Şehir sıçrar yerinden bir korna sesiyle
Aşkı kalın duvarlı kalplere mıhlamışlar gibi
Anlayamıyor, ağlayamıyoruz.
Elleri göğe uzayan çocukları
Suyun sesine ve ekmeğin kendisine değil kokusuna koşturan,
Koşar şimşeklerim
Koşturur beni yaşamak denen dalgınlığa.
Sorular ki sığmaz kalbe,
Yaraşmaz fikre,
Yakışmaz satırlara.
Sevgilinin elinde hoştur derler, dertler hoş olur.
Sevgilinin yanında
Diz çökülmeyen bir dünya dizler yan yana
Avuçlar dahi aç avucuna
Ve çözülüp atılan akıl bir kenara.