Kendi Kaybolsa Dahi Sesini Esirgemeyen

rtık yaramın çocukça bir adı yok
bir aşığa ölü der gibi verdiğim adı,
yakalayıp beni ve kaçmazken hatta
gözlerimi aldığından
uzaktan boğan denizlere doğru
çektim güneşin sabahları yadsımasını
utansam mı uyansam mı


gönlümün döküldüğünden biliyorum
bir gölgelikten seyrettiğim her işgale,
zamansız bir harita çiziyor bir yanım
toprağın her kazıldığı yerde
şahidim
bana değmeyen kurşunlar peşi sıra büyüyen
heveslerimin beni tutuklu etmediğine
şehit değil


bende bir bahar pişmektedir çöl geceleri
cesaret ki elimde yumrulaşmış mendili yaşamamın
ve gıcırtılar, kapıyla bir göz göze gelsem
artık yaramın çocukça bir adı yok


kulak arkamda karanfiller solduran bir tüfek
yaram yârimdir bir terkin farzına doğru
onu geç vakte bıraktım
ben geçemedim beni, işgalin vakti yoktu.
çocuk terk ettiyse beni hep şen
ve bihaber
büyüyünce en son beni vuracağından
çocukluğuna değil, berraklığına verdiğim
terk ettiysen diyorum beni ey
umudun hangi duayı bekler


ser, sır ve aman sinemde bir yâr dilinden
duyulmasa ne, söylendi derim
neye hacet toprağın üstünde debelenmek
denizin tadına andolsun söylediler
kokusunu
sırlar ölürken karanfiller

Bu yazıyı paylaşın