Tarık Gümüş

Kuşlar Seferden

kalemin ucu hep askere doğruluyorşehrin orta yeri cephepazarlar; hazır ve nazır çığlıklaryalın kılıç cepheye gitmeye benzemiyoriçilen suyun düşman kesilişiyüksek kafeslere doğru mahalledentaş ile insanı ayırt etse de yoruyor evla bir vakittir yeşertmek toprağıonu çiğnemeye koyulur tekerutaşmaz bakışlar kubbeden öteyeşerhler ancak…

Kendi Kaybolsa Dahi Sesini Esirgemeyen

rtık yaramın çocukça bir adı yokbir aşığa ölü der gibi verdiğim adı,yakalayıp beni ve kaçmazken hattagözlerimi aldığındanuzaktan boğan denizlere doğruçektim güneşin sabahları yadsımasınıutansam mı uyansam mı gönlümün döküldüğünden biliyorumbir gölgelikten seyrettiğim her işgale,zamansız bir harita çiziyor bir yanımtoprağın her kazıldığı…

Hep Öte Odadaki Sızı

terziler enselendiği gün kaçan sen değil miydinmeydanın birinde yükselen sesin yırtılırkenen yeni ve parlak kumaşlardan dikilen masken ardındayürüdün, hep yanı başında ahvâl ve âfatdilediğin kadar döndür yüzünü avuçlarınındilediğince sert bassın yere ayaklarınsesin değil miydi utanan, güneş kaplı bir kubbenin altındasen…

Kendinden Yadırganık

Toprak çözülüyor gecenin inmediği yerdeuykum avucumda bir eski kıtadırfırtınayı kanar çocuk susuz kalışlarımdaneredesin yalnız usunca konuşanörtünü atan bendim seni diriltiveren kimyanık gözüm iğnelemek için ısrarla. Zırhı cürmümden askerler mi ağdı burayane tarafa ses etsen şimdi ıslakağrısan bu terli orduyu vakitler…

Saniye Çubuğu

I Gördüğü kâbus sebebiyle geceyi rahat bir uyku uyuyamadan geçiren adam; dünün yorgunluğunu üzerinden atamadığı gibi, şimdi bir de uykusuzluğun verdiği ağırlığı taşıyordu üzerinde. Bugünü evinde hiçbir şey yapmadan geçirmeyi, bu sayede biraz olsun koşuşturmacadan ibaret olan hayatının üzerinde yaptığı…