Toprak çözülüyor gecenin inmediği yerde
uykum avucumda bir eski kıtadır
fırtınayı kanar çocuk susuz kalışlarımda
neredesin yalnız usunca konuşan
örtünü atan bendim seni diriltiveren kim
yanık gözüm iğnelemek için ısrarla.
Zırhı cürmümden askerler mi ağdı buraya
ne tarafa ses etsen şimdi ıslak
ağrısan bu terli orduyu vakitler üşüyor
gün tanımaz ihlale karşı her bir katl
bir saç teline denk düşüyor.
Ölü bir izhardır şimdi hangi fırçayla
ne sürüldüyse piyasaya
ve her damlasıyla kanın seğirteduran toprak
Pahom’un selamını getirecekti rüyama
yabancıların selamı alınmazdı
kesik kol ve solduğudur kamışlığın
rüyaya af çıkana kadar.
başlar indi eğilen eğildiğiyle kaldı
topraktır çözülen onları çürütmeyecek
evet, bana susmayı öğret
yarasını bana yamayanın şifası bende değil.