Ne güzel ıslanırdık seninle
Şemsiyeler icat edilmeden önce
Rivayet bu ya
Kırılınca çok güzel kırılırdın
Bir tufan kopardı kirpiklerinin kıvrımından
Kaybedilmiş bir toprak kadar sessiz
Elbisesiz bir yalnızlık olurdu geçtiğin mevsim


Sana hep bir eksiktim kendime bir fazla
Gözlerini kaçırdın parmak ucuna, ay kanadı
Ne zaman baksam kirpiklerinin ucunda deniz
Bir şair devrim yaparsa hüzün koyar adını
Yüzünden kuşlar sürüyle düşer
Dokunamamak ince hastalıktır Lina


Oysa ben bir ırmaktan su taşır gibi
Avuçlarımda dualar taşıdım sana
Mecruh bir erbani ezgisinde
Bizim için mezmurlar okumanı diledim
Kimsenin bilmediği hicrani dilinde Lina


Stenograf değilim belki ama
Yanağına yaban bir gözyaşı kadar sırdaş
Kelimelerle geldim kapına
Gidecek bir yeri yok içimdeki çocuğun
Geceni geceme katmanı bekledim Lina


Ah kalbimin memnu körebesi
İsminin sessiz harflerinden sobeler yaptım sana
Her bahar bir kış taşır koynunda
Ellerin eklenirken geçici belleğime
Olağan şüpheli her mezar
Kırıldı camdan heceleri susmanın
Suyu getirecek bulunur da
Geçilecek çöl kalmadı içimde Lina


Baharın kıymetini bil çiçekler açmasa da
Irmak durulsun da gör çakıl taşlarını
Hangi rakım gözlerinin hizasına yakınsa
Uçurumlar tutunmanın yerçekimi orada
Mevsiminde ölsün ölecekse bütün nergisler
Beklemek daha mı kolay sevmekten Lina

Bu yazıyı paylaşın