Kimsesiz âilelerden kimi gitsin bıçağa;
Kimi bin türlü fecâatle çekilsin kucağa…
Birinin ırzı heder, diğerinin hûnu helâl…
İşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl.
Seni tahrik eder üç beş alığın ma’rifeti!

Ya neden beklemiyordun bu rezil âkıbeti?
Hani, milliyyetin İslâm idi… Kavmiyyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.
“Arnavutluk” ne demek? Var mı Şeriatte yeri?
Küfr olur başka değil kavmini sürmek ileri
Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;
Acemin Çinliye rüchânı mı varmış? Nerde!
Müslümanlıkta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i kavmiyyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;
Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!
Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel.
Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?
Artık ey millet-i merhume, sabâh oldu uyan!
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?
Ne Araplık, ne de Türklük kalacak aç gözünü!
Dinle Peygamberi Zişân’ın İlahi sözünü. (2)

Veriniz başbaşa; zirâ sonu hüsrân-‘ı mübin.
Ne hükümet kalıyor ortada billâhi, ne din! (3)
“Medeniyet!” size çoktan beridir diş biliyor;
Evvelâ parçalanmak, sonra da yutmak diliyor.
Arnavutluk size ibret olacakken, hâlâ
Ne bu şûrîde siyaset, ne bu fâsid da’vâ?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz…
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnuvudum…
Başka bir şey diyemem… İşte perîşan yurdum!…

28 Rebîülevvel 1331
21 Şubat 1328 (6 Mart 1913)
Bu yazıyı paylaşın