Güven Fatsa

Katre

Bengisu ırmağında Hızır Ve İlyas’ın ahdiyle Bismillah Ki göğsüm sana dost olmak için hazır Mavera ufkundan yelken açıp Gözlerimden bir akçe tut Yağmura tutulsun avuçlarımız Aşk! Bir mızrak gibi canımda Keskin ayazlar gibi mil mil Suluğuma inen ateşli hançer Bakıp…

Çile

Şubat ayazında İstanbul’un Bir semtinde açtım göz perdemi Karanlık bir odada çığlık çığlık. Doğdum bir kere, büyüdü çilem, Yüzüm bir ekşidi, bir güldü. Kalbim ah! Ne aşklar ne ayrılıklar gördü! Yola düştüm, kederimi bildim, Vakti bildim Ay çıkarken Adımı sildim…

Kar Alevi

Yağınca karanlık, üstüne göğün, Yıldızlarını çek pencerelerime; Kırık kandillerim, hep yağmur dolu. Düşler sarıp aklıma her geceleyin Tütsüler ve türküler eşliğinde, Karanlık içinde, kar içime çığlık. Ah çıkıp geçsen karşıma bir gün! Şimdi ellerini uzatsan ellerime; Bir daha özler miyim…

Efsun

                             *Selami Şimşek’e O gecelerimi efsunlar sardı, Yıldızlar alevlendi gündüzleyin, Ay çıktı birden güneş karardı. Çekildi denizlerin ahı ruhuma, Ben yapayalnızlık ukdesindeyim; Şehir şehir sürgün ve humma. Aynalarda körüm ve hüzünlü, Sürekli kuşların kanatlarında Bir tüyüm savrulan ve ölümlü. Belki…

Rüya ve Zindan

Nil ak! Tur bekle! Koynumda öfke Sezgim zincirlerden güçlüdür. Son nöbet yeridir ülkem, Darü’l-İslâmın Sen İstanbul’un aynası! Ey Kudüs! Sen İbrahim’in hârında bir yangın, Yusuf’un gözlerindeki güzellik. Kokunu hiç bir şehre benzetemedim; Kubbetü’s-Sahra’ya çalan güz yapraklarını Bu yüzden cebimde gezdirdim.…

Kav

Cemre, gövdemi toprak bildim, Su ve Hava bildim nice bahar Ve kışlar geçti penceremden. Gün ışığı henüz  vurmamış; Kuşlar geçti karlı tepelerden İfil ifil yağmur ve dindi rüzgâr. Bir umut, kav tutuyor göğsüm, Artık kuşlar kadar özgürüm, Derdi verene şükür…

Aksâ Ey

Yürü bengisu ayaklarına gönlüm Kapı kapı tökezleyen adımlarımı Hicrete yormak gerektir. Ey iliklerimi tutan sızı duraksız Kanımda neşter bileyen acı Ruhumu bir ilmekte yağmurlara asan! Aksâ ey! Susma, vuruldum dinle, Duruldum gül demetlerinden geçip Nehirler kuruttum ay demeçlerinde. Artık yırtılan…

Su Gecesinde Bir Kent

Su geceydi ırmaktan dehlizlerime akan, Kırık bir gönlü teselli ses yoktu şehirlerde; Her şey uykunun izlerini taşıdı ve ben ağladım. Sessizliğinde şehir, yağmur ve fırtına öncesi, Mil çekilmiş yatağım, kör olmuş ve kırılmıştım; Bir gülün çığlık çığlık kırıldığı sevdalara dalınca!…

Cemre

Gözyaşı cemre Gözlerimden düşerek Kar gibi erise asırlar Bir fecir vaktinde Güneşe uçan pervane Kanatlarımda sürgün yazım Düş kurup çocuklar gibi Dilime kördüğüm bir şiir Konakladığım gece durağında … Tihame sahrasında Bir kum fırtınasında Bırakılmış gibi uçurtmalarım Örümceğin ağına takılıp…

Kalemi Astılar

Kalemi astılarDüştü gecenin şafağına katran.Dili damağına perçin vurulmuş insancıkların!Kalemi astılar  “Ve’l-Kalemi ve ma yesturun” “Sümmün bükmün ümyun fehum la yerciun” Nerede İnsanlığın yasa pazarı Kalem kırıldı ve ağaç tükendi Kalemi astılar Soğuk bir ayaz gecesi Nil kan aktı, kuyular kan,…

Serencam

Uğultulu vakti şehirlerin, gece vakti. Ayaz iliğine işlenmiş yıldızların Ki her gece böyle titremekte! Ay Vaktinde yazılır saklı mektuplar, Yıldızların sırrına müşterek; Terk-i Aşk eylerken leyla(k)lar! Buz kesilen dil çözülür serencamda Hezeyanlarda bir hasta, ateşi kırka bir kala Bir Şubat…