Mehmet Erikli

Sıradan Bir Cumartesi

Elinde bir horoz şekeri vardı. Gökyüzünde kuşlar yoktu. Bugün günlerden cumartesiydi. Elinde sıkı sıkıya tuttuğu horoz şekerini ne diye almıştı ki bu yaşından sonra? Yaşında ne vardı? Kaşının üzerinde bir beni vardı fakat. İrice bir bendi bu. Hep kopartmak istemişti…

Ölüm ya da Kalım

(II. Kısım)            Gözlerini kamaştıran güneşin batmaması için dualar ediyordu. Gece, burada ölümün kol gezmesine çanak tutuyordu çünkü. Karanlık bu yüzden burada ölüme denkti! Yolu üzerinde musluğu kırılmış bir çeşmeye rast geldi. İp gibi akıyordu su. Kana kana içmek isterdi fakat…

Kaptanın Tükenişi

Kirli paslı bir lambanın altında mahkûm edilmiş balıkçıların gecenin karanlığını bile tedirgin edici bağırışları arasında kalmış bir gemi… Küf kokulu kaptan kamarasıyla, yosunlu halatı hırçın dalgaların üstünde saatlerin çabukluğuna galip gelmek telaşında. Gemi uzak mevsimlerden koparak rüzgârın içine karışıp gelmiş…

Çiçekçi

Saçları ağarmış bir gündüze uyanan eşrafın, uykulardan önce sokakları karış karış arşınlanmış olan hevesleri; boynu kırık bir dal gibi, toprağa değecek kadar eğik bir çiçekçi kızın rüyalarına bile ağır gelirdi. Elinde sepetiyle çarşı pazar, cadde kıyı dolaşan ve satacağı birkaç…

Sanrılı Aşk

Zaman tahtakuruları gibi kemirip durur yosunlaşmış pencereleri. Bu pencereler aslında yaşama sıkı sıkı tutunan Arif’in ustalığıyla işlenmiş ve eli değnekli evlere gören göz olmuştur. Bundan yıllar önce pencereler zift dökülü gecelere bile allı pullu bakardı. Şimdi küf kokulu, ıslak bir…

Yıldırım

Kulak zarını patlatan bir gürültü koptu; bütün mahalleli evlerden nasıl fırladı dışarıya, bir görseydiniz şaşıp kalırdınız… Bir akşamdı; hava koca cevizin tepesine düşen yıldırımın tavrını omuzlarına yüklenmiş halde mahalleliyi tedirgin etmişti. Kediler ve köpekler de ilk defa kavgasız gürültüsüz, sanki…

Anlatı Ormanında Gezinmek Üzerine

Umberto Eko’nun olası ormanlar yazısı için yazarın anlatı üzerine örneklerle, okurla fikir alışverişi içine girdiği ve gerçek-kurmaca ikileminde çeşitli sorulara yanıt aradığı, aynı zamanda bu ikilemdeki belirsizliği durulaştırmaya çalıştığı söylenebilir. Daha yazının ilk kısmında ilerleyen sayfalarda derinleştireceği kavramları net bir…

Ölüm Ya da Kalım

I.Savaşların ve artık insanların birbirlerini, hınçla gırtlaklamasının önüne geçilemedi… Şehirleri koruyan taş örgülü, demir kadar sağlam kale ve sur benzeri savunma hatları da eskilerde kaldığından, onların yerini birbirlerinin omuzlarına yaslanmış ve sıra sıra dizilmiş evler alıyordu. Evler… İnsanların soğuktan, yaşamın…