Sevilene İthaf
Bu sabah yatağımdan doğruldum. Farklıydı. Her zamanki kalkışlarımda böyle olmazdı. Kendimi nasıl hissettiğimi bilemedim. Şaşırdım. İçtenlikli bir duygulanma yaşadım. Etrafıma…
Bu sabah yatağımdan doğruldum. Farklıydı. Her zamanki kalkışlarımda böyle olmazdı. Kendimi nasıl hissettiğimi bilemedim. Şaşırdım. İçtenlikli bir duygulanma yaşadım. Etrafıma…
Kaç gecenin imanını solukladı maviyle. Mecnun’un sözündeki Leyla’ydı o. Ona bakan, nurdan bir aydınlığa bakardı sanki. Gözleri kömür karası değildi…
O gün köy meydanındaki eski kuyudan su çekmeye ilk giden Zevher, paslı zincirin ucuna bağlı teneke kovayı kuyunun boşluğuna doğru…
Bir öykü yazacağım. Önce, dün kırtasiyecide gördüğüm kartpostalı almalıyım. Dergimizin yeni sayısının kapağına çok iyi gidecek. Kartpostaldaki resim Michelangelo’nun freskolarından…
Gözlerinin önü kararıyordu, elleri titremeye başladı. “Evet.” dedi, “Bir daha geçerse vurmalıyım. Hem de tam on iki den vurmalıyım. İntikamım…
“Bir mağaraya benziyor bakın. İçeride su var, inanılmaz bir yeraltı geçidi gibi. Harika görünüyor” diyen kadın mağarada çınlayan sesinden hoşnut…