Ercan Köksal

Gönül Muhasebesi

An… Bulutlar gökyüzünü tamamen kapattı. Belki de birazdan yağmur yağacak. İçimde tarif edemediğim bir hüzün var. İnsanlar evlerine yetişmeye çalışıyor. Ben ise balkonda oturdum, gelip geçeni seyrediyorum. Onların hareketlerini seyrederken kendi iç dünyama dönüyor, geçmişimle hesaplaşıyorum. Uzun zamandır tüm ruhumu…

Şiirselliğin Hüküm Sürdüğü Öyküler; Zemheri

Edebiyatımızda son birkaç yılı yalnızca öykü bağlamında değerlendirdiğimizde hem nicelik hem de nitelik adına büyük bir ilerleme kaydedildiğini görüyoruz. Dergilerde yayımlanan, daha sonra yazarları tarafından kitaplaştırılan bu öykülere genel olarak baktığımızda Türk öykücülüğünün iyi bir noktaya doğru gittiğini rahatlıkla söyleyebiliriz…

Bir Ses

Karşılıklı iki dağın yüzüne kurulmuş köyü birbirine bağlayan yol, henüz ilkokul çağındaki çocukların rahatlıkla geçemeyeceği bir güzergâhtı. Özellikle de köyün bir yakasında oturanın diğer yakasındaki okul ya da bakkala gidebilmesi için mutlaka bu yolu kullanması gerekiyordu. Bir tarafı gayet engebeli…

Yirmi Dört Numaralı Koltuk

Yolculuğa karar vermeden üç gün evveldi. Telefondaki ses senin hiç kimseye haber vermeden sessizce ortadan kaybolduğunu söylüyordu. Gerçi seninle yıllardır görüşmüyoruz. Şimdiye kadar kendine çoktan yeni bir hayat kurmuş olabileceğini düşünüyordum. Senin de benim gibi yalnızlığı tercih ettiğini nerden bilebilirdim?…

Sessiz Ölüm

Oturduğu sedirde sırtını geriye yasladı ve elinde kumandasıyla televizyonun kanallarını değiştirmeye çalıştı. Göğsünde inceden bir sancı hissediyordu. Ne de olsa gündüz biraz fazla çalışmıştı. Sabahın erken saatlerinde evden çıkıp bahçeye inmiş, akşama kadar bu bahçenin çapa ve sulama işleriyle uğraşmış,…

Vasiyet

Ağlamaktan feri sönmüş gözlerle “hocam çocuklara dikkat edin” dedi. Sonra sözlerine devam etti.  “Beni her zaman dinler, sözümden asla çıkmazdı. Bu kez dinlemedi. Yapma Elif, beni bekle! Gelince konuşalım,  dedim. Beklemedi.” Oysa ben ona bu soruları sorma cesaretini kendimde bulamamıştım.…

Sırtını Geceye Yaslamak

Caddeden yalnızca birkaç insan seyrek aralıklarla geçip gidiyor ve dükkânların ışıklarının aydınlattığı cadde yavaş yavaş kararıyor. Sokaklar bütün günün yorgunluğuyla birazdan uykuya dalacak ve şimdiden bunun hazırlığını yapıyor. Sokağın ruhu çekiliyor. Biraz ötede yol kenarlarında belediye işçileri koca bir günün…

Bellekte Kalan İzler

Odayı büyük bir sessizlik kaplamıştı, annem bir köşeye oturmuş, sessizce ağlıyordu. Odanın bir diğer yanında dedem, babaannem, amcalarım ve halalarım vardı. Odadaki soba, kuru meşe odununun da etkisiyle büyük bir şevkle yanıyor, içeridekilerin yüzüne sanki bütün kinini kusuyordu. Hepsi büyük…

Yaban ve Tohum Ekseninde Aydın ve Köylüye Bakış

Köy, edebiyatımızda Tanzimat’tan itibaren işlenen konular arasındadır. Bu dönemde Ahmet Mithat ve Nabizâde Nazım köy problemini işleyen yazarlarımızdır. Onların yazmış oldukları “Karabibik” ve “Bahtiyarlık” adlı romanlar bu alanın ilkleri arasında değerlendirilebilir. Bu dönem sanatçıları köy problemini her ne kadar eserlerine…