Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve soykırım ablukasını kırmak için yola çıkan gemilerin yolcuları…
Dünyanın dört bir yanından bu kutlu yolculuğa omuz veren halklar ve ülkeler…
Mavi Marmara, Sumud. Yirmiye yakın filodan Özgürlük Filosu ise yoldadır. Sumud, 1967 Altı Gün Savaşı’nın ardından Filistin halkının direnişini simgeleyen bir kavramdır.
Yalnızca bir sözcük değil; toprakla, kimlikle, varoluşla kurulan bağın adıdır.
Sarsılmaz bir azmin, kararlılığın ve onurlu direnişin ifadesi olan Sumud, bugün Gazze’ye doğru yol alan —ve önü kesilen— küresel yardım filosuna hem isim hem de yön verir.
Küresel Sumud Filosu, 46 ülkeden 497 gönüllüyle, abluka altında temel insani ihtiyaçlara erişemeyen Gazze halkına deniz yolu üzerinden yardım ulaştırmayı amaçlayan çok uluslu bir sivil girişimdir. Filonun
bir diğer amacı ise sınır kapılarında bekletilen 22 bin tır dolusu yardımın Gazze’ye ulaşmasını sağlamaktır.
Yol uzundur, niyet hâlistir, irade sağlamdır. Bu yolculuk, ümidini yitirmeyenler içindir.
Zalim ve lanetli İsrail’in süregelen yıkımına, ablukasına, açlığına ve katliamına rağmen ülkelerini terk etmeyenler içindir bu yürüyüş. Açlıktan ve hastalıktan ölümlere, hastanelerin ve okulların yıkımına
direnenler içindir. Gemiler yalnızca yardım taşımıyor; insanlığın vicdanını taşıyor. Her biri “Sizinleyiz” diyor.
Sumud, insanlığın direnen yüzüdür.
Bir yük değil, geleceğe bırakılan bir emanettir. Destanlaşır; kuşaktan kuşağa “insanlık onuru” dersi olur.
Deniz, adaletin yankısına dönüşür. Dalgalar bir haykırış, rüzgâr bir dua, her liman bir söz olur:
“Unutmak yok. Susmak yok. Korkudan beslenmek yok. Katliamı durdurmak, açlıktan ölenlere el uzatmak var.”
Bu bir çağrıdır; vicdan sahiplerine, bütün insanlığa yöneltilmiş bir manifestodur.
Yol kesilir, tehditler savrulur, saldırılar olur.
Katil israil müdahale eder; gemiler, aktivistlerle birlikte Aşdod Limanı’na götürülür.
Cenevre Sözleşmesi, San Remo El Kitabı, İnsan Hakları Bildirgesi ve Birleşmiş Milletler yasaları yok
sayılır.
Kimin içindir bu yasalar?
İnsanlığın vicdanı Gazze’dedir, açlıktan ölenlerin yanındadır.
Dünyanın dört bir yanında eylemler sürer; deniz, yalnız dalgalardan ibaret değildir artık. O, tarihin aynasıdır: Sömürenlerin, katliamların, adalet çağrılarının yankılandığı bir ayna. Küresel Sumud Filosu, insanlığın hafızasına kazınır; bu dayanışma, tarihin akışını değiştirir. Gazze’ye umut olur, şekillenecek yenidünyanın ilk adımlarından birine dönüşür. Ve biz biliriz ki;
Kudüs ve işgal ettikleri Filistin toprakları bu lanetlilerden kurtarılmadıkça, huzur olmayacaktır.
* * *
Ay Vakti Dergisi, Ekim ayı itibarıyla bir çeyrek asrı geride bıraktı. 218. sayı, 26. yılın ilk adımıdır. İlk sayının mütevazı selamından bugüne uzanan müktesebata baktığımızda, gelecek kuşaklara miras kalacak özgün çalışmalarla dolu bir yolun izleri beliriyor. Dergi mahfilinde bulunan, okuyan, yazan herkes için bereketli bir sofra olan bu metinler, hâlâ canlılığını muhafaza ediyor. Eskiyen hiçbir şey yok. Bu yürüyüşe katkı sunan herkese minnetle teşekkür ederiz. Vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaşayanlara ise sağlıklı, bereketli ömürler ihsan eylesin Rabbimiz.
Derginin ilk günlerinde, “Yürüyüşe Devam” demiştik. Ardından, Ay Vakti’nin 2.yılında kaleme aldığımız “Yol Sabırdır” başlıklı giriş yazısı, niyetimizin ve yönümüzün nişanesi olmuştu.
Çeyrek yüzyılı geride bıraktık. Bu imkânları bahşeden Rabbimize hamdolsun. Son söz yine Ay Vakti’nin olsun: Yol Sabırdır, Yürüyüşe Devam.
“Bir milletin yaşamında din ve dil çok mühimdir.” Şair, yazar Yavuz Bülent Bakiler Hakk’a yürüdü. Mekânı cennet, makamı âli olsun.(1936-2025)