Dilara Pınar Arıç

Senfoni

Elindeki kağıdı yırtıp attı. Sıcaktan pişmişti sanki. Yaz sıcakları gelmiş, güneş dünyayı iyice ısıtmaya başlamıştı. Dereceler 41’i gösteriyordu. Üzerinde arslan desenli beyaz bir tişört, altında bolca bir kapri vardı. Sessizliğe uzandı. Bir adet mendil çıkarıp burnunu sildi. Katlayıp çöpe attı.…

Mendil

Sayıkladıkların bir demir gibi atılmış mıdır zihnine? Sen bir insan değil misin içindeki Zeus’a tapan? Duygusuz duyularının esiri değil misin çöplükteki bir kağıt parçası gibi? Yataktan kalktığında bu düşüncelerdeydi. Saatine baktı. 06.00’ı göstermekteydi. Giysilerini çıkardı. Bir kot pantolon ve gömlek…

Tabut

Zengin bir adamdı. Elindeki her şeyi çalışıp kazanmakla beraber babasından kalanların da haddi hesabı yoktu. Eski karısından boşandığında ona söylenen son söz, “Senden nefret ediyorum.” olmuştu. Korkusuzdu. Ona göre her şeyi yapmaya muktedirdi. Sonsuzluğundan firavunlaşan ruhunu sonlu olmaya hazırlayan halinden…

Tip

19 Kasım 2014 Merhaba. Yalnızlık bahçesinden geldin ya? Neredesin şimdi? Kavgasızlık ve sessizlik… Ya da bitkinlik… Sana olan sözlerimden kaçı ulaştı? Kaçı bitirdi sessizliğimi? Kaç tanesini çektin o manaya? Yok’sun. Evet, yok. Varlığım senden hep uzaktı zaten. Bitik olan kapı…

Şövalye

–          Kura çekmeliyiz. –          Evet. –          Senin başın ne âlemde? –          Nerden geçtik bu konuya şimdi? –          Bilmem. İçimden geldi. Odasının kapısı kapandı. Kanepede baş köşe onun için hazırdı zaten. Saatler olmuş, bir türlü gelmemişti. Neredeydi aklı? Odanın etrafında dönmeye…

Labirent

-Arada aradığının farkında olmak gerekir. Çizgiyi aşanlardan biriydi. Hak talep etmesi gerekenlerden… İstediği şeyi bilmeden koştu. Saygısızca ve yalnızca. Duygusuzca ve korkusuzca. Dağlayıcı dağın kıyısından yeni kurtulmuştu. Önünde bir dağ vardı. Buda’nın tasvirinden biriydi o dağ. Yasak… Ulaşmak yasaktı ona.…

Rüzgârın Şarkısı

Hızlı başladım. Geç öldüm. Satırlar arasında duyulmadı sesim. Yalnızlık pıhtısından oluşan kararlı kararsız gülümsemeler… Ve onun ışığında kaybolan bir deli rüzgarım ben. Gece duyulur seslenişim dünyaya. Vuuu vuuu… Sen beni duyamazsın bile. Ben burdayım işte. O dudaktan çıkacak kelimelere ulaşamayacaksın.…

Alaaddin Soykan’ın ‘Doru Özlem’ Kitabında Peygamber Kıssaları

Peygamber kıssaları, İslam medeniyetinde inançtan kaynaklanan büyük bir öneme sahiptir. Kur’an-ı Kerim’de Peygamber kıssalarından; ibret almamız, Peygamberimizden önceki Peygamberleri ve kavimleri tanımamız için bahsedilmiştir. Edebiyat tarihimize baktığımızda;  Divan edebiyatı, Halk edebiyatı ve son olarak Yeni Türk edebiyatında da Peygamber kıssaları…

Koca Mustâpaşa

“Koca Mustâpaşa! Ücrâ ve fakir İstanbul!” Bu mısranın sahibi Yahya Kemal, İstanbul’un şirin bir semtini anlatırken böyle başlıyor sözlerine. Osmanlı’da medeniyetin küçük bir örneği olan Koca Mustâpaşa… Bize biz’liğimizi hatırlatan ve adeta farklı desenlerden meydana gelmiş eşsiz güzellikte, o medeniyetimizin…

Fısıltı

Sustum. Hikâyem buydu aslında: Susmak. Konuşmamak. Bildiğim ne varsa hepsini çöpe attım. Yırtık bir kağıttan başkası değildi yazdıklarım. Ne yazdığım kimsenin umurunda değildi. Sadece yazdım. Bu yaz da… Bu yazdıklarım da küçük bir hikaye oldu. Küçürek hikaye… Sadece hikaye… Hikaye…

İnsomnia’nın Saati

00:27 Yağmur damlaları yeryüzünü yararcasına toprağa düşüyordu. Soğukluk ve ışıksızlık gecenin rengini oluşturan boya karışımıydı. Bir perdeden tanımlanamaz siluetler beliriyor, kayboluyordu. Karşısındaki binada ışıklar açıktı ancak insansızlıktan faydasız hale bürünmüştü. Bir sokak lambası gözü alacak şekilde, sinyal gibi yanıp sönerken,…