Ömer Çelik

Şam(piyon)

Öğretmenler odasının kapısının karşısında, yapacağım şeyin utancını şimdiden tüm ağırlığıyla duyarak dikiliyorum. Kopya çekerken – geçecek kadar – , ana avrat söverken – karşımdaki illa ki hak etmiştir –, kavga ederken – mecbur kalmışımdır – anında dibimde biten Abdülhamit Hoca,…

Karakteristik Özellik

Otobüse bindiğimizden beri, ikide bir, çaprazımızda oturmuş kitap okuyan adama kayıyor dikkatim. Onu bir yerlerden tanıdığıma eminim. Hafızamı şöyle adamakıllı karıştırmaya, işe yarar çıkarımları ortaya dökmeye çalışıyorum ama olmuyor. Bu yetmiş yaşlarında, suratı harita gibi çizik çizik, beyaz saçlı, kahverengi…

Rüstem Efendi’nin Mezarı

S…… Köyü’nde, şimdilerde yazdan yaza kısa süreliğine uğranılan, bakımsız bir evin kapısının hemen önünde, ailesinden başka ziyaretçisi bulunmayan, bir zamanlar birlikte yaşadığı köy ahalisi tarafından unutulmuşluğun sarmaladığını kolay kolay bırakmayan kollarına atılmış bir mezar vardır. Aslında mezarın ve sahibinin tamamen…

Çerçeve

“Ben ona isterse kalabileceğini söyledim. Eğer düşündükleri doğru olsaydı, bunu söylemezdim. Öyle değil mi? Tam da kendinden bekleneceği gibi düşünüyor. Zaten Feriha da hiç sevmezdi Cenk’i. “Göz leri velfecri okuyor.” derdi.” Çerçeve geliyor aklına, canı sıkılıyor. “Neyse, şimdi Feriha’yı bu…

Mahalle Maçı

Telefonumu maşa tutarcasına ürkek ve elimin ucuyla tutarken zihnimle kalbimin el sıkışmasını bekliyorum. Bir yandan da kızıyorum bu halime. Aldığım her kararın arifesinde, kararın şiddetli doğum sancılarını çekmekten usandım. Fakat çocukluktan beri de yok edemedim bu sancıları. Aslında öyle uzunca…

İlham Tutulması

Boş bir kafede oturuyorum. Masamda tuğla büyüklüğünde bir kitap var. Bu kitabı yanımda gezdirdiğime göre kültürlü biri olmalıyım. Merakla etrafta dolaşıyor gözlerim. Kafenin duvarlarında bir sürü fotoğraf var. Çerçeveler fotoğraf karesine hakim olan renge göre seçilmiş. Duvarlar yeşil, yerler yeşil.…

Zaman

“Her şey insanla güzel… Anlamlı, değerli…”  Bunu boş odanın ortasında dikilirken mırıldanıyor. Oda, yıllar sonra hatırlanınca, üzüntüyle artık pek bir şey ifade etmediği fark edilen anılar gibi uzak. Yine de hala bir bağ var burayla arasında. Yok saymak istediği ama…

Her Cumartesi Saat Altıda

Saatime bakıp vaktin yaklaştığını fark edince, sevmediğim, yapışkan bir arkadaş gibi yakından tanıdığım ve tanıdığıma pişman olduğum ağrının karnıma girdiğini hissediyorum. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum. Toz, havasızlık, kitap ve bolca – envai çeşit – parfüm bileşiminden oluşan hava…

Beş Perdelik Cinayet

Baba Mahmut’un sigara içişi kanlı bir dövüşü andırıyor. Sert yumruklara dayanamayan izmaritin cansız bedeni kısa sürede yere yığılıyor. Oturduğu sedirden aniden kalkıyor, derin bir nefes alırken gökyüzüne bakıyor. Kapkara… Arkasını dönüp iki metre gerisindeki eve bakıyor. Işığı yanan, perdeleri açık…

Acı Yok

“biz elektrikçi kısmı karanlıkta güreşiriz, ölüm tellerde ıslık çalar gözümüz pektir” Karmaşıklığı düstur edinmiş raflara çekidüzen verirken, her yere sinen arsız tozu kovmaya çalışır ve pek de başarılı olamazken, bilmem kaç zamandır kullanıla kullanıla zift karası olmuş yer silme suyunu…

Roller ve Çemberler

On dakikadır önümdeki İngilizce paragrafla boğuşuyorum. Kelimelerden bazıları uzaktan el sallıyor,bazılarıysa onları tanımamam için sırtlarını çeviriyor. Ortaya çıkarttığım cümleler, basamakları yer yer çürüyerek kırılmış tahta köprüler gibi. Göz ucuyla hocaya bakıyorum. Elindeki teste dalmış. Sabahtan beri derse girmekten yorgun, aldığı…

Kedi, Kız ve Adam

Kar taneleri kendilerini adeta yere atıyor. Bir yastıktan etrafa saçılan pamuklar gibi sarıyorlar her yanı. Vedat, camdan dışarı bakarken “Yeryüzünün gökyüzüne oranla ne kadar sefil bir yer olduğunu bilmiyorlar galiba.” diye mırıldanıyor. “Yoksa buraya ulaşmak için bu kadar acele etmezlerdi.”…