Özcan Ünlü

Gittiniz Taş Atarak Denizlerimize

Mustafa Miyasoğlu, Sedat Ümran, Ahmet Erhan ve Servet Somuncuoğlu’na… Ölüm kime, ne zaman, nerede gelir; bilinmez. Ve sadece, Emaneti Alan’ın vardır bir bildiği. Bir de bakmışız, ‘gitmiş’ oluruz, dönülemeyene. Öteki gitmelere benzemeyen bir gi­diştir bu. ‘Karanlıktan kaydık’ gibi olur bazen,…

Özgür Ceset

a. Durduğu mesafede çılgın bir gölge gibi Her akşam arsız mezarlıkta aynı titreme Ölüler hayal perdesinin ardında Daha ölü daha ceset daha özgür Kan kokar saçının kıvrımlarında Veda çiçeğine tebessüm eden çocuğun Anlamazlar neden ölür bir insan Nasıl sarar bir…

Ben Meselesi-1

Neyi kaybettiğini düşün derdi babam bir şeyi kazandığında Örneğin iş bulduğunda işsizliği işsiz kaldığında erdemini sabah erken kalkmanın Ama her şeyi bilmemi önerirdi durmadan hiçbir şey yapmasam da Üşümüştüm Ruhuma kurulmuş bütün sobalar buz yakıyordu gece gündüz Özlediğim ve bildiğim…

Bir Ayna Kışkırtıyor Beni

Bugün anlıyorum ancak nereye gitmek istediğimi Gidiyorum bir daha dokunarak ütüsüz sözlerime Çok yol alıyorum yoruluyor dillenen sessiz mısralar Yıllardır taşıdığım gök çöküyor kervanımın üzerine Kasımmış uyandığım sabahların onsuz kıyameti Bildim aç ve susuz yoksul ve yalnız yürüyorum Yiğit yenilgilerle…

Gitmeler

dün gece karanlıktan ürkmüş delişmen atlar girdi düşüme kendime çarpıp olmadık masallar anlatan bir aksakalla cebelleşip durdum sabaha kadar dört nala gittiğim ve içimin içime sığmadığı lanetli gecelerden biri diye düşündüm sadece ama değildi biliyordum tenimde sivilceler patlıyordu ağır bir…

Şair Çağından Sorumlu

Savaşı yazmak kolay aslında. Zor olan, barış… Patlayan bombaları, ölen çocukları, sönen ocakları, yanan evleri, dağılan aileleri, gözyaşlarını, sürgünleri yazmak kolay… Şiirin imkanı her zaman savaşı yazmaya yetti. Ama barış? Dünya edebiyatı ilk çağlardan itibaren kaleme alınan yüz binlerce savaş…

Yanılgı

Bu saf rengi gecenin, bu son sessizliği Nihavent iniltisi kağıttan nefesimin Havı dökülmüş gülücükler takıyor dudaklarıma Annem, o korkunç yalnızlığıma yoldaş Ancak o tahammül gösteriyor harfi bitmiş dilime… (Bu kadar kusuru kim yüklüyor kaslarıma tanrım!) Yırtılıp atılmış bir fotoğrafta unuttum…

Tenha Bir Gecede Aynaya Söylenen Türkü

Saatlerimi sana kurdum Karaladım üstünü tüm sayıların Çıktım fecrinin yolculuğuna Gelip cehenneminde durdum Uykusuzdum perişandım bütün yaralar omzumda İhsan Işık Kendi tenhalığımı yaşıyorum bu gece.Sesini duyunca kasırgalı gülüşler patlıyor kulağımın duvarlarında.Bir ölü evini andıran sessiz koridorlarda, biraz önce yükselen gerçek…

Sürekli Kanayan O İnce Yara

Yüreğime sıcak bir şiir damlıyor tanrım Altın sürüsü kelimelerden tanıyorum parıldayan dizeleri Bir dua gibi mırıldanıyorum acıya dönüşen günahları          Her şey gidiyor          Bir tek aşk kalıyor sesimin siperinde Nefesimin külünden yeni bir türkü yükseliyor Fırtınalar dövüyor suskun dudaklarımı Işığa açılan…

İntihar

İşte bu da oldu Tanrım, içimi kanattılar Sürdüler ışkınlarımı kapkaranlık dağlara Bilmediler topraklar en çok beni ağlatır Ve oyunsuz çocuklar, tılsımlı kalabalıklar Her gün okunan kitap, öldürmeyen intihar… Giderken ne bulacağımı bilmeden yürüyorum Gözlerim şarabî… Gölgem boğuk düğümler atıyor yanımdaki…

Dördüncü Cemre

3. bana, bir sevmenin nasıl bir sevmek olduğunu anlat efendim! Büyüdüm,  evet;   büyüdükçe içimdeki sevgi Dilimin perçemindeki türküleri besledi hayali Vaadimi hatırladıkça unuttum acıları Her gülüşünde müzmin hüzünleri saklayan yüzü Ve düşlerimi çalan çığlıkları ile büyüdüm; evet… Ah, Kalbimin kırık…

Dördüncü Cemre

2. bana,bir sevmenin nasıl bir sevmek olduğunu anlat efendim! Gözüm her kapandığında hayalinin geçişini görürüm Işıklarla donanmış Gülcemal gibi… Susarım Sustururlar Çatlar şahdamarımdaki özlem Ben anlarım kalabalık yalnızlıkları bir tek Ölümlü adamları ve yıkıntılı sabahları Her gece düşmüş kaleme hapsederim.…

Dördüncü Cemre

Bu tedirgin karanlıkta                Avuçlarım ıslak                Kan-ter içindeyim                Seni düşünüyorum                        Bedrettin Cömert 1. bana,bir sevmenin nasıl bir sevmek olduğunu anlat efendim! Kuruyan yanlarımı tutuşturan cemre düştüğünde yüreğime Mayıstı… Çok şey değildi yüreğimin istediği kaderden Görüyordun beni, boynum büküktü…

Şuara Kıyameti

“Onlar iman etmiyorlar diye, neredeyse kendine kıyacaksın. Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, Ona boyun eğmek zorunda kalırlar.” Şuara 3 -4 Üstelik yalanladılar her birimizi Yeryüzüne bakmadan alay ettiler sözlerimizle Allah’ın kudretinden deliller olduğunu görmediler Yalan saydılar…

Vadi

Eskiden, aşk denen o tatlı kelimeyi işitmeye göreyim.Ilık bir su akardı içimden. Savunma için gerekliydi. Sizin cephede ne var ne yok. (Nuri Pakdil, Umut) Sonsuz bir hasattır bu. Ümit biter mi ? Nasıl kurutur rahle ilmini gök kutlunun? Ilık suya…